Ses ver, elini kaldır, taraf tut: "Değişime İmzanı At!"

4430 kişi tarafından okundu
Ses ver, elini kaldır, taraf tut: Ses ver, elini kaldır, taraf tut: "Değişime İmzanı At!"

Dünya çağlar boyunca yüz milyarlarca insan ağırladı. Ve bu insanlar her zaman ikiye ayrıldılar: Kabul Edenler ve Karşı Çıkanlar! Uygar Özesmi change.org'u anlatıyor.

Facebook da Paylaş    Twitter da Paylaş    Google Book da Paylaş    Linkedin de Paylaş    Google Plus da Paylaş

Dünya çağlar boyunca yüz milyarlarca insan ağırladı. Ve bu insanlar her zaman ikiye ayrıldılar: Kabul Edenler ve Karşı Çıkanlar!
7 Şubat 2007’de Amerika’da ilk kez faaliyete geçen, ismiyle müsemma Change.org, kısa sürede pek çok ülkeye yayılan dünyanın en büyük küresel imza kampanyası platformu. Şu an tüm dünyada 196
ülkede kullanılan Change.org, 78 milyonun üzerinde kullanıcıya sahip.
Özdemir Asaf, “Bir şeyden yana isen sen belki varsındır. Bir şeye karşı isen sen gerçekten varsındır.” der, işte Chance.org kişi ve kurumların, karşı çıktıkları durumların değiştirilmesi, durdurulması ya da işlemden kaldırılması için imza kampanyası başlatmanızı ve bu kampanyanın milyonlarca kişiye ulaşmasıyla, kullanıcılar tarafından atılan on binlerce dijital imza sayesinde değişimin sağlanması amacına hizmet ediyor.
Türkiye’den 3 milyon aktif olarak kullanıcısı olan Change.org platformunda atılan dijital imzalarla bugüne dek pek çok tepki çeken olayda, radikal değişimler yaşandı. Coton markasının geçtiğimiz günlerde büyük tepki çeken afişlerinin kaldırılması, Fenerbahçe taraftarının başlattığı yöneticilerin adil yargılama hakkının vurgulandığı #adaletefeneryak kampanyası, 1453 projesinde Ali Ağaoğlu’nun Fatih Ormanları’nı kullanım hakkının feshi gibi pek çok meselede kitlesel işbirliğinin başarısı olarak değişim yaratıldı. 
Platform hakkında merak edilenleri, Change.org Doğu Avrupa ve Batı Asya Direktörü Dr. Uygar Özesmi’ye sorduk.
Değişimim mimarlardan olmak, daha demokratik bir dünyada yaşamak ve sivil iradenin de söz söyleyicilerden olmasını sağlamak değişimde rol almakla mümkün.
Kim bilir, masallardaki sihirli değnek şimdinin imleci/cursorı olabilir.
Aktivist: Change.org, sosyal fayda odaklı bir iş modeli üzerine kurulmuş bir sistem. Bize Change.org’un işleyiş sistemini anlatabilir misiniz, Change.org’un gelir kaynakları neler?
Uygar Özesmi: Change.org nerede olursa olsun insanların görmek istedikleri değişimi gerçekleştirmesine olanak sağlamak için çalışıyor. Bunu başarmak için de en iyi yolun, bir sivil toplum kurumunun değerleriyle bir teknoloji şirketinin esnekliğini ve yenilikçiliğini birleştirmek olduğunu düşünüyoruz. Biz yeni bir örgüt biçimiyiz ve teknoloji dünyasının gücünü toplumsal fayda için kullanıyoruz. İşleyiş sisteminin ana prensibi sivil toplum kuruluşlarının güçlenmesi. STK’ların, çalışmalarına destek verecek kişilerle buluşmasını sağlıyoruz. Bu buluşma şu şekilde gerçekleşiyor: Change.org’da bir kampanya imzaladıktan sonra bazen “sponsorlu” olduğu ibaresi taşıyan çeşitli imza kampanyaları sunuluyor. Eğer sponsorlu bir imza kampanyasını imzalamayı tercih ederseniz, altta çıkan kutucuğu işaretleyerek sponsor olan kurumdan ileride bilgilendirme almak isteyip istemediğinizi belirtiyorsunuz. Eğer sponsorlu kampanyayı kutucuk işaretli olarak imzalarsanız, sponsor olan kurum başka konular için size doğrudan e-mail gönderebiliyor. Bu şekilde de Change.org, sivil toplum kuruluşlarından gelen küçük katkılarla masraflarını karşılıyor.
Aktivist: Change.org, dünyada başka hangi ülkelerde var ve ülkeler bazında üye sayılarını değerlendirebilir misiniz?
Uygar Özesmi: Change.org  196 ülkede faaliyette şu an ve toplam 78 milyonun üzerinde kullanıcısı var. Üye sayısı bazındaki sıralama işe şöyle; Amerika, İspanya, İngiltere, Fransa, Kanada, İtalya, Avusturalya, Rusya, Türkiye, Almanya.
Aktivist:  Tüm dünyada ve Türkiye’de, change.org ile neler değişti?
Uygar Özesmi: Change.org ilk başta bir blog ağı olarak faaliyetine başlıyor ve o dönemde gündemde olan bir kampanya var. Kampanyanın konusu düzeltici tecavüz adıyla tanımlanan, lezbiyen bireylere karşı işlenen korkunç bir suçla ilgili. Afrika’da polis, bu şiddete göz yumuyor. Buna karşı bu suça hedef olmuş bir kadın, change.org üzerinden bir imza kampanyası başlatıyor.  192 ülkeden 171.788 imza toplanıyor ve Güney Afrika hükümeti bununla ilgili özel bir eylem planı oluşturmak zorunda kalıyor. Bir başka kampanya ise, İranlı kadın yüzücü Elham Asghari Haziran 2013’de açık sularda yüzme rekoru kırıyor. Ancak yüzücü kıyafeti şeriat kurallarına uygun olmadığı için rekoru tanınmıyor. 1 sene boyunca İtalya, Fransa, Türkiye, Almanya, İspanya ve Amerika’da eş zamanlı olarak yürütülen kampanyalar sonucunda 152.372 imza toplandı. 2014 Haziran ayında ise İran Yüzme Federasyonu Asghari’nin 19 km’yi 12 saatte yüzerek kazandığı yeni rekorunu tanıdığını açıkladı ve kendisine sertifikasını teslim etti.
Türkiye’de ise change.org/gokova ile Gökova’da yemyeşil alana yapılması planlanan viyadük projesi iptal edildi. Hatay’da change.org/dagceylani yaşam alanına yapılması planlanan çimento fabrikasının yapımı önlendi. İzmir’de metrolara bisikletle binme izni çıktı, Ankara Mogan Gölü’ne deniz uçağı pisti yapılmadı, change.org/Mogan ile dik kuyruklu ördeklerin yaşam alanı korundu. Reyhan Dağ Derleyen’in başlattığı change.org/MS kampanyası sayesinde Türkiye’de yaşayan 40.000 MS hastasının hayatı kolaylaştı. Plazmaferez tedavisi yeniden SGK kapsamına alındı. Bunlar 2 senedir başarılı olmuş 270 kampanyadan sadece bazıları.
Aktivist: Change.org Türkiye nasıl bir organizasyon? Ekibiniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Sizlerin farklı meslekleri var mı, yoksa change.org sizin işiniz mi?
Uygar Özesmi: Biz şu an dört kişilik bir ekibiz ve profesyonel olarak Change.org çalışanlarıyız. Hepimiz daha önce çeşitli sivil toplum örgütleri, medya ve iletişim alanlarında farklı görevler yürüttük. Şimdi de Türkiye’de 3 milyondan fazla insana hizmet veriyoruz.
Aktivist: Change.org üzerinden pek çok konuda kampanya açılabiliyor. Peki, bu kampanyalar muhataba nasıl iletiliyor?
Uygar Özesmi: Change.org’da kampanya başlatan bir kişi neyin değişmesini istiyorsa o konuyla ilgili muhatabı belirledikten sonra, o kişi ya da kuruluşa yönelik kampanyasını başlatarak talebini iletiyor. İmzalar belirli sayılara geldiğinde kampanya muhatabına bir kampanya mektubu iletiliyor ve böylece muhatabın dikkati çekilmiş oluyor. İmzalarla birlikte siteye giren herkes kampanyanızı görebiliyor; her imza veren de kendi sosyal medya hesaplarından arkadaşları ve takipçileriyle paylaşıyor. Muhataba ilk imzalayan 50 kişinin imzasını içeren bir e-posta gidiyor. Sonrasında muhataba azalan sıklıkta kampanyanın yorumlu e-postaları ve durumuna dair bilgilendirme mailleri gidiyor. Yani muhataba talebin ve artan destekçi sayısının iletilmesini sağlıyoruz. Ama tabii bunu karşıdakinin e-posta hesabını kilitlemeden yapıyoruz. Ayrıca kampanya sahibi, belirli bir imza sayısından sonra imzaların çıktısını alıp kampanyanın muhatabına imza teslimini de gerçekleştiriyor.
Amaç Bağcıyı Dövmek Değil, Üzüm Yemek
Aktivist: Bizim ülkemizde “Karışma, başına dert mi alacaksın” gibi bir gelenek vardır. En basit bir “şahitlik” gereğinde bile, insanların çoğu konuya dâhil olmak istemezler. Herhangi bir kampanyaya katılıp, dijital imza ile destek vermenin; destekçiye olumsuz bir geri dönüşü olabilir mi? Bu konuda güvenli bir platform mu change.org?
Uygar Özesmi: Bu bahsettiğiniz yaklaşım eskiden daha yaygın olabilir ancak değişen teknoloji alışkanlıklarıyla artık insanların bir konuda düşüncelerini, rahatsızlıklarını, hassasiyetlerini çok daha kolay ve özgürce dile getirdiğini görüyoruz. Change.org’da imza vermenin  her hangi olumsuz bir geri dönüşü yok. Siteye üye olurken her online sitede olduğu gibi bir “Kurallar ve Gizlilik Sözleşmesi” var kullanıcılar onu okuyup kampanyalarını başlatıyor, imzalarını paylaşıyor. İmzaladığınız kampanyaların içeriği yani hangi konularda kampanyalar imzaladığınıza profiliniz içerisinden erişebilirsiniz. Ancak bunu kimlerle paylaştığınız sizin kararınız. Yani etkinlik bilgilerinizi tamamen açık ya da sadece tanıdığınız kişilere açık tutmak sizin tercihiniz. Change.org  ise hiçbir bilginizi rızanız olmadan her hangi bir üçüncü partiyle paylaşmaz.
Aktivist:  Bugün “dijital itibar”, şirketlerin ve kişilerin en çok önem verdikleri konulardan biri. Bu açıdan change.org her ne kadar aleyhinde kampanya başlatılan şirket için negatif etki yaratmış gibi görünse de, bu kampanyalara kulak verip değişime gitmek de aslında çok önemli de bir fayda sağlıyor bence. Aslında yaratılan değişim, dijital itibarı da cilalıyor diye düşünüyorum. Devlet, şirketler ve kişiler hakkınızda ne düşünüyor?
Uygar Özesmi: Çok doğru söylüyorsunuz, Change.org değişim için itici güç sağlayan bir platform. Bu anlamda karar vericiler – devlet kurumları, şirketler, yönetimler-  seçmenlerin, tüketicilerin isteklerini Change.org’dan bire bir takip etme imkanına sahip. Şunun altını özellikle çiziyoruz; burada amaç bağcıyı dövmek değil üzüm yemek. Bunun için de iletişim kanallarının çift taraflı ve açık olması gerek. Sitede, kampanya muhataplarının da resmi hesap açmasına imkân veren “Karar Verici Resmi Hesapları” mekanizması var. Bu şekilde hem kendilerine yönelik kampanyaları takip etmeleri hem de imzalayanlara doğrudan cevap verme imkânı sağlanıyor. Yani nasıl bugün kurumsal Facebook, Twitter hesabı olmadan dijital itibar yönetimi mümkün değilse aynı durum Change.org kampanyaları için de geçerli. Şu ana kadar Kadıköy Belediyesi, İstanbul Üniversitesi ve KOTON firması “Karar Merci Resmi Profil” açanlar arasında. KOTON, çocuk giyimi reklam kampanyasındaki çocuk istismarı konusunda kampanya açan kişiye ve destekçilere resmi profil hesabından cevap verdi. Bunun dışında Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında Ekmeleddin İhsanoğlu da adayların TV programında buluşmasına için açılan change.org/adaylaracagri kampanyasını imzaladı ve sosyal medya hesaplarından paylaştı.
Aktivist: Dijital aktivizm son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz bir kavram. Bu kavram bize neler anlatıyor? Dijital aktivistler kimler?
Uygar Özesmi: Artık dijital aktivizm ve konvansiyonel aktivizm arasında net çizgiler olmadığını görüyoruz. İnternet kullanma alışkanlıklarımız, teknolojik gelişmeler, sosyal medya mecralarının hayatlarımızdaki yeri bu tarz sert çizgileri ortadan kaldırdı. Bu sebeple, herhangi bir konuda hassasiyet gösteren, çevresindeki bir şeyi değiştirmek için kendisi gibi düşünen kişileri de harekete geçirmek isteyen herkes Change.org sayesinde önce online platformda sonra da sahada örgütlenebilir.
Aktivist: İlginç kampanyalar da olmuştur mutlaka… Bize birkaç örnek verebilir misiniz?
Uygar Özesmi: Sara hastası Sibirya kurdu Wolfie, sahibinin Change.org'da yürüttüğü kampanya ve azmi sayesinde evinden olmadı. Wolfie'yi apartmandan atmak isteyen komşular, zor durumdaki bu köpekle dayanışan 7,500 kişi sayesinde bu isteklerinden vazgeçti. Wolfie evinde ailesiyle yaşamaya devam ediyor. Bir başka örnek de Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden. Boğaziçi Üniversitesi'nin halka açık, boğaz manzaralı yerine koyulan devasa reklam tabelası öğrencileri harekete geçirdi. İnşaatı devam eden metronun çıkış noktasına denk gelen manzaranın reklamla kapatılmasını istemeyen Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri tarafından kısa sürede 2.446 imza toplandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi direkt olarak kampanya sahiplerine Twitter üzerinden resmi yanıt verdi ve reklam tabelasını kaldırdı.
Change.Org’da Her Hafta 3 Kampanya Başarıya Ulaşıyor
Aktivist: Bir kampanya için gerekli olan imza sayısı neye göre belirleniyor?
Uygar Özesmi: Kampanya sahibi bu imza sayısını belirleyebiliyor ama bunu pek desteklemiyoruz. Çünkü bir kampanyanın kaç imzayla başarıya ulaşacağını önceden bilemezsiniz. Sınırlamak doğru değil. Başta 100 imza hedefi koyun, sonra 200'e ardından 500'e çıksın. Kampanya neticelenene kadar devam etsin.
Aktivist: Kampanya başarısını nasıl ölçümlüyorsunuz?
Uygar Özesmi: Kampanyaların başarısı ve hedeflenen sonuca ulaşması tamamen konunuza, kitlenize ve muhatabınıza bağlı olarak değişir. Örneğin apartmandaki yöneticinize talebinizi iletmek üzere bir kampanya yürütüp apartmanda yaşayan insanların %90′ının imzasını alırsanız başarılı olmuşsunuz demektir. Muhatabınız duyarlı ise zaten kampanya daha büyümeden sizinle iletişime geçer ve konuyu çözer. Fakat duyarsızsa ve sorunların farkında olmayı kabul etmiyorsa, sorumlu olduğu kitlelere karşı duyarsızsa imza sayıları gitgide büyür ve büyüdükçe muhatabın hatası veya tepkileri dinlemediği daha çok ortaya çıkar ve itibar kaybeder. Bahsettiğim gibi muhatabınızın e-mail adresini girerseniz, ona belirli aralıklarla uyarı gider ve kampanyayı başlatan ile iletişime geçmesi önerilir. Diyelim ki talebinize ulaşamadınız, yine de size imza verenlere bu konuyu anlattığınız için başarılı oldunuz demektir. Talebine ulaşanlara bakacak olursak platformda her hafta en az 3 kampanya başarılı oluyor. Tam rakam istiyorsanız, şu ana kadar Change.org üzerinde 270 kampanyanın talepleri muhataplar tarafından kabul edilerek başarıya ulaştı, bu kampanyalara imza atan insan sayısı 1 milyon 130 bin kişi, yani platform üzerinde imza atanların neredeyse yarısı en az bir kampanyada arzu ettiği değişimi gerçekleştirmiş.
Aktivist: Ekibiniz de imza kampanyalarına katılıyor mu? Siz en çok hangi konulara hassasiyet gösteriyorsunuz?
Uygar Özesmi: Biz hiçbir kampanyanın tarafı değiliz. Tabii ki kendi kişisel hassasiyetlerimiz dâhilinde imzaladığımız kampanyalar oluyor; bunlar da toplumun hassasiyetleriyle örtüşen konulardaki kampanyalar. Sitede açılan kampanyaların konu dağılımına baktığımızda ise aşağıdaki gibi bir tabloyla karşılaşıyoruz;
İnsan hakları: 35%
Eğitim: 18%
Çevre: 17%
Hayvan hakları: 10%
Ekonomik Adalet: 8%
Ceza Adaleti: 6%
Sağlık: 6%
Diğer: 1%
Aktivist: Son olarak, slacktivizm, clictivizm, pijama aktivistleri, bordo klavyeliler, tatlı su aktivisti… Sahaya inmeyip sadece sosyal medyada fikir söyleyenlere özel türetilmiş deyimler… Bu yorumları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Uygar Özesmi: Bu tarz terminolojilerin çıkması güzel bir şey çünkü online kampanyalara ne kadar çok kişinin katıldığını ve artık bu konunun hayatımızın bir parçası olduğunun göstergesi. Tabii yapılan araştırmalara ve Türkiye’deki eğilime de baktığımızda internet ortamındaki ve sahadaki eylemlerin birbirinden ayrılmadığı zaman başarılı olduğunu görüyoruz. Amerika’da Georgetown Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre de internet eylemlerine katılanlar, katılmayanlara oranla gündelik hayatta 2 kat daha fazla gönüllü oluyor ve bağış veriyor. İnternetin, yani online kampanyaların, farkındalık yaratmak ve bir değişim etrafında insanları harekete geçirme konusunda geleneksel yollara göre daha az zahmetli olduğu bir gerçek. Ancak eskiden kâğıt üstünde imza kampanyası başlattığınızda imza atanlarla ilişkiniz sadece o anla sınırlıydı. Fakat Change.org’da bir imza kampanyası açtığınız anda örgütlenmeye başlıyorsunuz çünkü bir örgütün ilk gereği olan birden fazla insan olma konusunda adım atıyorsunuz. Başarılı olan kampanyalara baktığımızda da genelde örgütlenme ve muhatapla diyalog kurabilmenin belirleyici bir faktör olduğunu görüyoruz. Kampanyanızı açtığınızda sizi destekleyenlerle haber paylaşıyor, mesaj gönderiyor, onları kampanyayı büyütmeye, bir toplantıya, gösteriye ya da bir sosyal medya eylemine çağırabiliyorsunuz. 8.000 yıllık Hevsel Bahçeleri'ni baraj suyu altında kalmaktan kurtaran kampanyanın sahibi Mehmet Ali Yalçıner hem 34.654 imza topladı hem de bahçede nöbet tuttu. Cafer Ağa Dayanışması’nın yürüttüğü Moda Afet Toplanma alanının otopark yapılmasına karşı günlerce alanda eylem yürütüldü. Kaş Yunus Parkı’nın kapatılmasına karşı açtığı kampanyada Yazar Buket Uzuner ise atılan imzaları bastırıp kampanyanın muhatabına yönelik bir imza teslim eylemi gerçekleştirerek, Kaş Meydanı’nda hayvan severler ile bir miting düzenledi. Change.org kampanyaları da gösteriyor ki internetteki ve sahadaki eylemleri birbirinden ayırmak artık mümkün değil.
 

 

Yorumlar


İlgili Makaleler

4,4 / 5
En Çok Okunan Haberler