Seda Bağcan'ın Mantra Albümleri Tüm Dünyada

1667 kişi tarafından okundu





Seda Bağcan'ın Mantra Albümleri Tüm Dünyada Seda Bağcan'ın Mantra Albümleri Tüm Dünyada

Seda Bağcan'ın albümleri bundan böyle tüm dünyaya Domo Music Group ile dağıtılacak. Bu derece önemli bir anlaşma herkese nasip olmaz diye düşündük ve bu kez Seda Bağcan ile konuştuk.

Facebook da Paylaş    Twitter da Paylaş    Google Book da Paylaş    Linkedin de Paylaş    Google Plus da Paylaş


 
“Dünyadaki sorunlar genelde kendisiyle barışık olmayan insanlardan kaynaklanıyor. Kendisiyle iletişimi olmayan insanlar o bağın eksik olmasından dolayı duydukları yoksunluğu dışarıdan tamamlamaya çalışıyor. Para hırsı, güç hırsı, koltuk hırsı, aşırı yemek, aşırı seks derken o tamamlanmamışlık hissi gitgide büyüyor insanlar depresyona düşüyor, hırçın ve agresif oluyorlar.”
 
Geçen sayımızda Seda Bağcan ile mantraları konuşmuştuk ancak bu röportajın hemen ardından kendisi ülkemiz müzik sektörü için de çok önemli bir anlaşmaya imza attı. Seda Bağcan’ın albümleri bundan böyle tüm dünyaya Domo Music Group ile dağıtılacak. Bu derece önemli bir anlaşma herkese nasip olmaz diye düşündük ve bu kez Seda Bağcan’ı sadece müzikal çalışmalarıyla değil, ailesi, spiritüel organizasyonları ve eğitimci şapkasıyla daha da yakından tanıyalım istedik.
 
Siz New Age müziğinin ülkemizdeki temsilcilerindensiniz. Bu müzik türünü nasıl keşfettiniz?
Seda Bağcan: Çok küçük yaşlarda piyano ve armoni dersleri almaya başladım. Piyano çalmayı gerçekten çok sevdim,  hatta ders aldığım öğretmenim o sıralarda Ankara Konservatuarı öğretmenlerinden rahmetli Prof. Dr. Muzaffer Arkan beni Ankara Konservatuarına gitmem ve özel eğitim statüsünde bir öğrenci olmam için ikna etmeye çalışsa da ben kendisine elektronik mühendisi olmak istediğimi söyleyince daha fazla diretemedi. Çocukluğumdan beri korolarda, operalarda şarkı söyledim ama piyanonun başına oturunca bambaşka âlemlere yolculuk ettiğimi hissediyordum. Çalmayı söylemekten daha çok seviyordum. Müzik dinlerken de tercihlerimi sözsüz müziklerden yana yapıyordum. Kitaro, Ennio Morricone, Vangelis en çok sevdiğim new age müzisyenlerindendi. Okuldan gelip yorgunluğumu atmak için, bir anlamda modumu değiştirmek için bir süre hep Kitaro'nun İpek Yolu belgeseli için yaptığı müziği dinledim, başka bir zaman diliminde Vangelis'in 1492 adlı bir filme yaptığı müziği, daha sonra Ennio Morricone'nin Mission adlı filme yaptığı müziği; derken kendimi sürekli new age tarzı müzik dinlerken buldum. Bir gün televizyonda Kitaro'yu Fuji Dağı’nın tepesinde, muhteşem bir davulun önünde doğanın ortasında konser verirken seyrettim ve o gün müziğe bakış açım değişti. Doğadan esinlenerek, doğada uyum yaratmak için müzik…
 
Birçok Bağcan tanıyoruz ve hepsi de müzisyen. Selda Bağcan, Sonat Bağcan, Serenad Bağcan… Birbirinizin müziklerine nasıl bakıyorsunuz?
Seda Bağcan: Selda Bağcan halam,  Sonat ve Serenad da ablalarım oluyorlar. Aslında daha başka Bağcanlar da var; Savaş, Sezer, Serter, Sarp, Sanat, Selim, Selin. Hepimiz müzik dışında bir mesleğe sahip olsak da herkes en az bir enstrüman çalar ve güzel de şarkı söyler. Bizim düğün dernek çok müzikli ve keyifli geçer.
Müzikle uğraştığınızda aslında müzik türlerini çok da ayırmıyorsunuz birbirinden. Müzik bir iletişim aracı, insanın kendini ifade etme, diğerlerine mesaj verme şekli. Ailede herkes birbirinin müziğini beğenir, dinler ve destekler. Herkesin müzisyen olduğu bir ailede olmak çok pratik,  gel şuraya bir vokal yapıver diyorsunuz ya da şuraya bir piyano çalsana.  Bir detone ya da hata varsa hemen fark ediliyor ve düzeltiliyor. Albümlerimizde birbirimize vokal yapıyoruz,  albümlerine beste, söz veriyoruz, üretim aşamasında düşüncelerimizi paylaşıyoruz. Birbirimiz için,  güzel ve kaliteli müzik için elimizden geleni yapıyoruz anlayacağınız.
 
Bir anlık huzuru deneyimleyebilirsek her zaman o anı hatırlamak mümkün
 
Özellikle Selda Bağcan,  protest müzik ve türküleri ile ülkemizin en değerli sanatçılarından biri… İkinizin farklı bir “uyandırma” metodu var, ilginç diyaloglar geçiyor mu aranızda?
Seda Bağcan: Geçmez mi! Selda Halam benim metotlarımı her ne kadar eşine dostuna ballandıra ballandıra bir anne gururu ile anlatsa da bir türlü kendisini kandırıp da seans yapabilmiş değilim.  “Yok yok bana yapma ben korkarım” diyor ama yanındaki herkese de yönlendiriyor beni.  Her zaman aramızda esprili bir ilişki vardır, ayrıca benim mantraları bir de Selda Bağcan'ın sesinden dinleseniz, arada bir evde beraber söylüyoruz kendisiyle çok keyifli oluyor.
Selda Halam sadece Türkiye'de değil dünyada da kabul görmüş değerli sanatçılarımızdan biri. Dünyanın 80 efsane kadın sesi arsında sayılıyor. Her zaman hümanist bir yapısı var, onun için düzene, haksızlığa, yolsuzluğa, insandan yana olmayan şeylere karşı duruyor müziğiyle, insanları olup bitene, gerçeğe uyandırıyor. Benim misyonum ise hepimizin içinde bekleyen, çıkarmaya cesaret edemediğimiz,  en yüksek potansiyelimize yani kendimize uyanmamız. Dünyadaki sorunlar genelde kendisiyle barışık olmayan insanlardan kaynaklanıyor. Kendisiyle iletişimi olmayan insanlar o bağın eksik olmasından dolayı duydukları yoksunluğu dışarıdan tamamlamaya çalışıyor. Para hırsı, güç hırsı, koltuk hırsı, aşırı yemek, aşırı seks derken o tamamlanmamışlık hissi gitgide büyüyor insanlar depresyona düşüyor, hırçın ve agresif oluyorlar. Hem kendimizi ve hem de başkalarını koşulsuz ve yargısız sevmeyi öğrendiğimizde -bu birçoğumuz için o kadar imkânsız gözükse de!- teslimiyet ve güven anlayışı geliştiğinde daha huzurlu toplumlar ve daha barışçıl bir insanlık olacağına inanıyorum.
 
2014-2015'de programınızda Dünya Barış Turnesi olduğunu biliyoruz. Hangi ülkeler var programda?
Seda Bağcan: Dünyada şu an herkesin GERÇEĞİ, ÖZÜ ve BİRliği hatırlamaya ihtiyacı var. Bu hatırlamanın sonucu daha barışçıl, daha huzurlu ve daha keyifli bir dünya…
Önce kalplerimizde huzuru ve barışı hissetmeliyiz ki onun yansıması olan dünyamızda barışı ve huzuru oluşturabilelim. Şimdilik Dünya Barış Turnemizde; Güney Afrika, Romanya, Bulgaristan, Makedonya, Yunanistan, Portekiz, Belçika, Almanya, Avusturya, Hindistan, Japonya, Güney Amerika'da Peru, Arjantin, Brezilya, Uruguay, Şili, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada gözüküyor. Gittiğim her ülkede 'Ben Benim' mantrasını kendi dillerinde söyletiyor, kaydediyorum ve kendi dillerinde Barış Duası söyletiyorum. İnsanoğlu negatife odaklanırsa negatifi büyütüyor, pozitife odaklanırsa pozitife öyleyse hep beraber barışa ve huzura odaklanalım. Bir anlık huzuru deneyimleyebilirsek her zaman o anı hatırlamak mümkün. Benim de amacım; o bir anlık huzuru konserlerimde ve albümlerimde yaratabilmek, deneyimletebilmek. Hatırlaması da dinleyicilerimize kalıyor.
 
Duyduğumuza göre çok önemli bir dağıtım şirketiyle anlaşmışsınız. Kitaro’nun albümleri de aynı şirketle dağıtılıyormuş. Bu süreç nasıl gelişti, sanırım ülkemiz için de çok özel bir durum…
Seda Bağcan: Bu senenin başlarında sevgili Kitaro İstanbul'a konser vermeye geldiğinde kendisiyle görüşme ve müziğimi dinletme imkânım oldu. Kitaro 19 kere Grammy Müzik ödüllerine aday gösterilmiş ve defalarca da kazanmış bir müzisyen. Dünya, doğa ve insanlık onun için de çok önemli. Kitaro'nun müziğini dinlediğinizde doğayı dinliyormuşsunuz gibi hissedersiniz kendinizi, içinizdeki tüm duyguların betimlemesini çok usta bir dille anlatır. Sohbetlerimizde Dünya Barış Turnemden, vizyonumdan ve hissettiğim misyonumdan da bahsettiğimde çok etkilendiğini ve misyonlarımızın birbirine çok benzediğini söyledi. Şu anda üstünde çalıştığı projelerinde yer almamı istediğini dile getirdi. Dünya Barış Projemi de elinden geldiğince desteklemeye niyetlendi. Daha sonrasında yeni albümüm olan I am That I am/ Ben Benim için Amerika'da dağıtım şirketleriyle görüşmeye gittiğimde de “Neden bizim şirketten çıkarmıyorsun?” diye sorunca iş Domo Music Group'la anlaşma yapmakla sonuçlandı. 35 senedir Kitaro'nun Prodüksiyon ve dünya dağıtımını bu şirket gerçekleştiriyor, zaten Türkiye'de de sahibiyle tanışmıştım ve müziklerimi çok beğendiklerini söylemişlerdi. Sevgili Kitaro-San'ın da desteğiyle hemen anlaşmaları imzaladık ve ortak çalışmalarımıza başladık.
Şu anda Domo Music Group dünyanın dört bir tarafında beni temsil ediyor. Daha önce de söylediğim gibi benim için new age müziğin yeri hep farklı oldu. Kitaro da new age müziğinin babası, duayeni. Müziğimi, sesimi ve vizyonumu beğenmesi benim için çok önemli ve gurur verici.  Çocukluğumda ve gençliğimde hep Kitaro dinlerdim ve çok beğenirdim, şimdi onun beni beğenmesinden daha güzel bir hediye olamaz hayatta.
 
Eğer mantraları evrende yaratılmış bir programmış gibi düşünürsek Sanskritçe mantraların binlerce yıldır kullanılıyor olmaları onları çok kuvvetli programlar haline getiriyor
 
Siz müzisyen kimliğinizin yanı sıra spiritüel eğitimler de veriyorsunuz. Bununla beraber pek çok spiritüel organizasyonda yer alıyor, dünyayı dolaşıyorsunuz. Ne tür çalışmalarınız var ve bu çalışmalara katılmak isteyenler size nasıl ulaşabilirler?
Seda Bağcan:  Evrensel Kadim Bilgelik adı altında, kısaca İnsan Olma Sanatı olarak nitelendirdiğim “Kimiz, neyiz, neredeyiz, misyonumuz ne, evrensel kurallar neler?” gibi sorularımıza cevap bulmamıza yardımcı olan insanlığın bu güne kadar toplanmış kadim bilgilerini içeren eğitimler veriyorum. Bu eğitimleri şimdiye kadar Türkiye'de kişisel gelişim merkezlerinde veriyordum. Genel istek üzerine önümüzdeki sene hem Türkçe hem İngilizce olmak üzere internet üzerinden tüm dünyaya sunmayı planlıyorum.  Ayrıca çeşitli sempozyumlarda müzikle şifa, müziğin enerji alanımızdaki etkileri üzerine konuşma yapmak üzerine davetler alıyorum. Örneğin 2015 Eylül'ünde Japonya'daki bir sempozyuma davetliyim. Dünyadaki yoga festivallerinde hem konserler veriyorum hem de dersler. Dünya Barış organizasyonlarının düzenlediği konserlerde söylüyorum. Ayrıca “Seda Bağcan World Peace Tour” adı altında da daha önce de söylediğim gibi çok çeşitli ülkelerde konserler ve seminerler veriyorum.  Vakit buldukça da birebir çalıştığımız seanslarımız var. Bu etkinlikler hakkında web sitemden bilgi alınabilir:  http://www.sedabagcan.com/indextr.php
 
Albümlerinizde pek çok mantra var ve bunlar Sanskritçe… Hayatımızı değiştirebilecek bu sözler çok değerli. Benzer etki Türkçe mantralarla da sağlanabilir mi?
Seda Bağcan: Sanskritçe ve Türkçe artikülasyon bakımından birbirine çok benzeyen diller. Mantralar kutsal seslerin gücü. Birçok dünya geleneğinde bulunmakla birlikte Hint ve Tibet geleneklerinin vazgeçilmezi. Terapik ve dönüştürücü bir araç olarak sesin en eski kullanımı -kaynağı binlerce yıl öncesine dayanan- kâinattaki her şeyin titreşim formunda olduğu kavramına dayanan mantra söylemektir. Bu titreşimi ortaya çıkaran belli kelimeler veya ibareler vardır. Eğer mantraları evrende yaratılmış bir programmış gibi düşünürsek Sanskritçe mantralar binlerce yıldır kullanıldıkları için çok kuvvetli programlardır. Türkçemiz de aslında çok eski kökleri olan bir dil olsa da zaman içerisinde sosyal ve kültürel çok değişim geçirmiş bir toplum olmamızın sonucunda dilimiz de çok değişime uğramış. Sanskritçede geleneksel olarak kullanılan mantraların etkisine Türkçe’de ya da diğer dillerde ulaşabilmemiz için gerçekten bu mantrayı  çok kişinin söylemesi, kullanması ve inanması gerekmekte. Bunun yanı sıra dilbilimciler, tıp uzmanları ve bilim adamları bir araya gelerek hangi seslerle beynimizde, vücudumuzda, enerji alanımızda ne tür değişimler yaratılıyor incelerlerse güzel bir çalışmayla yeni mantralar da üretilebilir. Böyle çalışmalar yapan bilim adamı arkadaşlarım var dünyanın değişik ülkelerinde, ben de zaman zaman destek veriyorum kendilerine.
 
Bir yerde okumuştum, mantralar söylenirken dilin damakta oluşturduğu baskı, nefesinin soluk borusundaki yolculuğu esnasında bedende de bir takım değişiklikler oluyormuş; doğru mu?
Seda Bağcan: Evet, bu yönde çok çeşitli bilimsel araştırmalar yapılmış. Dilimiz damağa değdiğinde 75-80 değişik siniri aktive etmiş oluyoruz. Ayrıca nefesin soluk borusundaki yolculuğu da eklenirse, tüm vücudumuzda bir çalışma başlıyor. Beynimizin sağ sol lobları dengeleniyor, enzimler, hormonlar dengeleniyor, tüm iç organlarımız uyarılıyor ve organ tembellikleri engelleniyor. “Genç, uzun ve sağlıklı yaşamak için günde en az 7 dakika şarkı söyleyin!” diyorlar. Araştırmalar ancak 7 dakikada enerji alanımızın değişmeye başladığını gösteriyor.
Kundalini yogada şu öğreti paylaşılır ben de okuyucularımızla paylaşmak isterim: Bir alışkanlığınızı bırakmak istiyorsanız ilgili mantrayı 40 gün söylemeniz, yerine yeni bir alışkanlık eklemek istiyorsanız 90 gün,  yaşam deneyiminizde bu alışkanlığın sizin karekterinizin bir parçası olmasını istiyorsanız 120 gün ve bu alışkanlıkta üstatlaşmak istiyorsanız da 1000 gün en az 7 dakika ilgili mantrayı söylemeniz tavsiye ediliyor. Ben kendi yaşamımda bu söylenenleri uyguladım ve çok güzel sonuçlar elde ettim. Herkese tavsiye ederim.
 
Müzik ve Şifa, binlerce yıldır bir arada kullanılıyor aslında. Müziğin insan ruhunda hatta bedeninde çok önemli etkileri oluyor. Annelerimizin ninnileriyle başlayan bağ, hayat boyu devam ediyor. Peki, müzik aracılığıyla nelerin üstesinden geliniyor?
Seda Bağcan: Bu gerçekten çok uzun cevaplayabileceğim bir soru ve hatta bir insan tüm yaşamını bunu araştırarak da geçirebilir. Kısaca cevaplamam gerekirse: Her şeyin bir titreşim olduğunu düşünürsek müzik ile her türlü titreşimi değiştirebileceğimizi söyleyebilirim. Depresyonun, hastalıkların, uykusuzluğun, yorgunluğun üstesinden gelebileceğimiz gibi benliğimizi uyandırmada da müziğin gücünü kullanabiliriz. Doğada çok çeşitli uygulamaları var, tarımda, hayvancılıkta verimi artırmak için müzik kullanılabilir. Elementleri birbirine dönüştürmede kullanılabilir…
 
Sizi nerelerde dinleyebiliriz? Konserlerinizin neredeyse meditatif bir ambiyansta geçtiğini gördüm.
Seda Bağcan: Aralık ayında İstanbul'da Kırım Kilisesinde bir konserimiz olacak. Arp, çello ve keyboard eşliğinde hatta işleri çıkmazsa Sonat ve Serenad da katılmak istiyorlar. Ankara'da 20 Aralık'ta Uyanış Fuarının açılış konserini yapacağız. İzmir ve Antalya'da da konserlerimiz olacak. Ayrıca her ay İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya'da daha küçük gruplarla mantralarla nasıl meditasyon yapılması gerektiğini de paylaştığım Mantralarla Şifa Çemberi etkinliklerimiz oluyor. Konser ve etkinliklerimizi web sitemdeki etkinlikler bölümünden de takip edebilirsiniz.
 
Sonat Bağcan'ın ninni albümü hazırlanıyor. Çıktığında kendisine de sorarız mutlaka ama siz nasıl bakıyorsunuz bu projeye? Siz de destek verdiniz mi?
Seda Bağcan: İlk mantra albümüm olan Sunrise'ı çıkardığımda dinleyicilerden o kadar mail ve telefon aldım ki, müziklerinizle çocuklarımızı uyutuyoruz, gaz sancısı çektiklerinde sizin müziklerinizi açıyoruz hemen sakinleşiyorlar diye ben de çocuklar ve bebekler için bir albüm yapmaya karar vermiş ve hatta 3 sene önce de kayıtlarına başlamıştım. Ama mantra müziği bende daha ön planda. Dünyada artık her sene benden bir mantra albümü bekliyorlar. Çocuk albümüne daha sonrasında bir türlü vakit ayıramamıştım. Çocukları olanlar bilir, çocuğunuz doğduğunda söyleyebileceğiniz ninni sayısı çok sınırlı, çocuğunuza güzel sözlerle, güzel melodilerle müzik dinletmek istediğinizde çok zorlanıyorsunuz.
Sonat'ın çok sevdiği bir arkadaşının bebeği oluyor ve Sonat da hediye olarak 'Hoş Geldin Güzel Bebek' diye bir şarkı besteliyor ve söylüyor telefonuna, arkadaşına yolluyor. Arkadaşı çok duygulanıyor ve bebeğini her gün Sonat'ın sesiyle uyutuyor. Sonat'la birlikte geçtiğimiz sene benim Barselona'daki konserime giderken uçakta konuştuk ve hemen böyle bir albümü ona hazırlamaya karar verdik. Kendisi de gitti hemen besteler yaptı çok güzel sözler yazdı, bende de zaten hazır besteler vardı. Böylece çok keyifli bir süreç başladı. Sevgili Ekin Eti'nin muhteşem aranjeleriyle çok sevimli bir albüm oldu. Aralık ayında dinleyicisiyle bulaşmasını planlıyoruz. Bebeklere ninniler diye başladığımız albüm; büyüklere, küçüklere ninniler haline geldi, herkesin de beğenerek dinleyeceğini düşünüyorum. Ben 4 tane albüm çıkardığım için her türlü prosedürü biliyorum artık, onun için Sonat'ın işi çok kolay oldu, elimden gelen hem kardeşlik hem de müzisyenlik desteğini sundum kendisine.
Ayrıca 'Her Bebeğe Ninni projemiz' var 3 kardeş. İsteyen Sonat Bağcan Taneri'nin sesinden, isteyen Serenad Bağcan'ın sesinden, isteyen Seda Bağcan'ın sesinden doğacak bebeğine ninni alabilecek. Sonat'ın albümündeki ninnilerden özel isme olabilir ya da tamamen yeni besteleyeceğimiz bir ninni olabilir. Yeni, çok özel bir nesil geliyor hayata, hem kendimizi bu özel nesile uyumlamak hem de onlara daha güzel mesajlar vererek büyütmek için bu melodiler.
 
Bütün aile müzisyen olunca kolay oluyordur tabii J Onlar neler yapıyorlar?
Seda Bağcan: Selda Halam kendi dönemine, Türk halkına uygun bir dille kendini anlatıyor hem de muhteşem bir sesle. Babam anlatır halam doğduğu gün dağlardan seller taşacak kadar inanılmaz bir yağmur yağmış ve dedemle babaannem adını onun için Seldağ koymuşmuşlar. Sesiyle de bütün hayatı boyunca dinleyicisinde o ilk doğduğu günün fırtınasını kopardı, duygu seli yarattı. Halamın konserlerine gittiğinizde her zaman orada bir fırtına kopar, bir yürek olunur, duygular şaha kalkar, dörtnala gelir, yüreklerden önce bir isyan haykırışı sonrasında da insanlık için güzel temenniler… Çok inanılmaz bir deneyimdir; isyanın barışa dönüşümünü an be an hissedersiniz.
Serenad da sevgili Fazıl Say'ın ilk şarkılarının sesi… Çok değerli Türk şairlerinin şiirlerinin Fazıl Say'ın güzel müzikleriyle buluştuğu ve Serenad'ın inanılmaz yorumuyla can bulduğu bir proje… Serenad eczacı olmasına rağmen Kültür Bakanlığı Çoksesli Korosunda uzun zamandır şarkı söylüyor, hem klasik, hem batı hem türkü; çok geniş bir repertuarı vardır. Her türlü müziği, her türlü yorumla söyleyebilir. Bir şarkıyı Balkan gırtlağıyla, Türk müziği gırtlağıyla, Potekiz Fado ya da Güney Amerika gırtlağı ile çok değişik yorumlarla dinleyebilirsiniz. Serenad'la Fazıl'ın konserlerine birden fazla kere gitmiş olanlar fark etmişlerdir bir konser bir konsere benzemez, hepsi birbirinden güzel, hepsi birbirinden farklıdır. Ayrıca ablam diye söylemiyorum konserleri albümünden daha da iyi olan nadir sanatçılardan birisi ve adeta sahne için yaratılmış. Sahneye çıktığında devleşen bir enerjisi var. Oyunculuk yeteneği ile de birleşince seyirciyi her zaman merak içinde bekletiyor bugün acaba ne yapacak diye… Sonat 1995'de babam Savaş Bağcan'ın  beste ve düzenlemelerinden oluşan 'Üzümler Sarardı' adlı bir albüm çıkarmıştı, çok beğenilmiş ve müzik severlerin arşivlerinde bir daha bulamam diye özenle saklanan bir albüm olmuştu. Hatta birkaç kişi de kasetleri bozulduğunda bir daha bulamadıkları için çok üzüldüklerini bana dile getirmişlerdir. Sonat'ın 'Üzümler Sarardı' albümünü arayanlara müjde; i-tunes'da bulabilirsiniz.  Şimdi kendisine bir ninni albümü hazırlıyoruz; Sonat'ın babamın deyimiyle su gibi sesi vardır, ninnilere de çok yakıştı bence. 
 
Hepinizin ismi S harfi ile başlıyor: Özel bir sebebi var mı?
Seda Bağcan: Çok ilginç bir tesadüf mü desem ne desem bilemiyorum, bizim hem anne tarafı hem de baba tarafımızda tüm isimler S harfi ile başlıyor. Baba dedem Selim, anne dedem Salih, annemin ismi Süheyla, kardeşleri Saliha, Semiha, Süha, rahmetli anneannemin ismi Sümbül'dü, kuzenler, Serhat, Serdar,Selinay diye gidiyor. Bu önceleri çok bilinçli olmasa da sonrasında da sürdürülen bir gelenek oldu. Her iki tarafında müziğe inanılmaz yeteneği var. S harfinin akrofonolojide, ses biliminde ve holistik bilgilerde sonsuzluk enerjisi, şifa enerjisi taşıdığı söylenir, DNA aktivasyonlarında sıkça rastladığımız bir sestir ve akciğerlere iyi geldiğini duymuştum.

Etiketler : seda bağcan mantra hakkında

Yorumlar


Facebook da Paylaş    Twitter da Paylaş    Google Book da Paylaş    Linkedin de Paylaş    Google Plus da Paylaş

İlgili Makaleler

4,4 / 5
En Çok Okunan Haberler