Para Güvende Olduğu Cepte Olmak İster

3956 kişi tarafından okundu
Para Güvende Olduğu Cepte Olmak İster Para Güvende Olduğu Cepte Olmak İster

ktivistten okurlarına dev hizmet! Yani dev roportaj:-) Para Psikoloğu adlı kitabıyla, zengin fakir demeden herkesin dikkatini ceken Hakan Ayvaz, para ile ilgili oyle şeyler anlattı ki... İster ev kadını olun, ister oğrenci... İster bir kurumda calışı

Facebook da Paylaş    Twitter da Paylaş    Google Book da Paylaş    Linkedin de Paylaş    Google Plus da Paylaş

 
Aktivistten okurlarına dev hizmet! Yani dev roportaj:-) Para Psikoloğu adlı kitabıyla, zengin fakir demeden herkesin dikkatini ceken Hakan Ayvaz, para ile ilgili oyle şeyler anlattı ki... İster ev kadını olun, ister oğrenci... İster bir kurumda calışın, ister patronun ta kendisi olun, bu roportajımızı mutlaka okuyun. Ayvaz, para ile ilgili olumsuz inanc ve korkularımızı, onyargılarımızı anlatırken, bunlardan arınmanın yollarını da gosteriyor. Para Psikoloğu’nu da mutlaka edinin. Kendi ekonominizin patronu olun!
Aktivist: Paranın psikolojisi olduğundan bahsediyorsunuz, new
age akımlardan bahsediyorsunuz siz de paranın bir enerji olduğunu
mu düşünüyorsunuz?
Hakan Ayvaz: Elbette. Para sadece kafamızın icindeki bir duşunce değilbir varlık, bir mefhum yani o da bir enerji. Dolayısıyla enerjilerin birbirleri arasında etkileştiğini biliyoruz zaten insanın insanı etkilediği gibi. Parayı da karşınıza bir enerji olarak koyarsanız onunla olan ilişkinizi duzenlemeniz gerekiyor. Bu ilişki yıllarla, yaşadıklarınızla gelişiyor ve size oğretilenlerle şekilleniyor. Size deniliyor ki para kazanmak cok zordur. Siz de buna inanıyorsunuz ve dolayısıyla karşınıza koyduğunuz paranın zor bir insan olduğunu duşunuyorsunuz.
Şoyle bir yaklaşım icinde oluyorsunuz; evet biz birlikte oturuyoruz ama ne olursa olsun dost olamayız parayla. Ben parayı cok sevsem de o beni hic sevmez. Ya da bilhassa Turk toplumunda olan bir yaklaşımla; cok para kazanıyorsa mutlaka bir şeyler vardır altında gibi. Bu da parayı aşağılıyordur. Parayı bir varlık bir mesela bir insan olarak duşunun. Siz ona birsuru olumsuz şey soyluyorsunuz; sen zor ve problemli bir insansın seninle birlikte olanlar hep kotudur. Sen zaten el kirisin, pissin. Sonra da diyoruz ki para benimle olsun. Boyle bir şey yok. Bu kadar dışladığınız ve kotulediğiniz bir enerjinin sizinle olmasına imkan yok.
Aktivist: Peki ne yapacağız bütün bu olumsuz düşüncelerden sıyrılmak için?
Hakan Ayvaz: Bir kere ona değer vermeniz ve bunu ona hissettirmeniz lazım. Biriyle aranızı duzeltmek isterseniz de boyle yaparsınız, once ona olan yaklaşımınızı duzeltirsiniz. Sizin ona onemli, değerli ve sizin yanınızda guvende olduğunu hissettirmeniz lazım. Parayı hak ettiğinizi duşunmeniz lazım. Bazı insanlar vardır parayla oynuyordur ama hic hak ettiğini duşunmuyordur. Bu durumda mesela para kendini guvende hissetmez ve bu para gelir gider kalıcı olmaz.
Para zaten akışkan bir enerjidir, akmayı sever bir yerde durmayı sevmez. Karşınızdaki enerjinin, para enerjisinin psikolojisini bilerek davranmanızgerekir, onunla ilgili tum olumsuz yargı ve duşunceleriniz de duzeltmeniz, ortadan kaldırmanız gerekir.
Aktivist: Aslında diğer yandan da kimsede para yok:-)
Hakan Ayvaz: Hep şunu soylerler ya piyasada para yok. Aslı yoktur,piyasada ve dunyada inanılmaz bir para var. Ama para gunumuzde o kadar cok sıkıştırılmaya başlandı ki insanoğlu tarafından, kendisini guvende hissedeceği bir yerlere kayıp orda toplanıyor. Bu durum paranın enerji yapısına da ters zira para akışkan olmak istiyor. Piyasaların sıkışık olma durumu bu sebepten kaynaklanıyor, bunu insan bizzat kendisi yapıyor. Bunun da sebebi şu insanoğlu artık guvende hissetmek icin parayı elinden cıkarmamaya calışıyor. Son 5 senedir insanoğlu para kaybetmekten korkuyor paranın kendisinden uzaklaşmasından korkuyor.Bu harcama alışkanlıklarını da değiştiriyor. Ve bu durum, olayı bu hale getirenin kendimiz olduğunun farkına varıp kanıksayana kadar da devam edecek.
Mesela bugun işverenlerin psikolojisine bakınca gorduğumuztablo şudur; patronlar calıştırdıkları elemandanen duşuk maaş ile en yuksek performansı bekler. Diğer taraftan calışanlar da, kişisel gelişim adı altında şu an moda olmuş bir dalgaya kapılmışlardır ve bu aslında paranın gelişimine uymayan bir dalgadır. Ne diyoruz arzula ve para kazanmanın zor değil kolay olması lazım... Bu da insanlara ben cok fazla efor sarf etmeyeyim, daha cok kendime vakit ayırayım ama cok para kazanayım bilinci aşılıyor. Bu durumda calışan kesim aldığı paranın karşılığını vermemeye başladı. Calışan kesim işverenin tam tersi bir anlayış geliştirerek emek vermemeye başladı. Calışan da az emek cok para istemeye başladı. Yani iki taraftan cekiştiriyoruz parayı. Kimin elinde kalacak bilemiyorum.
Aktivist: Türkiye para konusunda daha sıkıntılı bir bilinçte sanırım?
Hakan Ayvaz: Ben ciddi olarak Turk insanının parayla cok buyuk bir sorunu olduğunu duşunuyorum. Bunun icin bu durumun el birliği ile cozulmesi gerekir. Paranın bu denli sıkıştırılmaması, dolaşıma acılması, harcama alışkanlıklarının değiştirilmesi lazım. İş dunyasında adil bir para dağılımı lazım. O zaman para ile ilgili olumsuz yargıların da duzeleceğini değişeceğini duşunuyorum.
Aktivist: Harcama alışkanlıklarının değişmesinden kastınız nedir?
Hakan Ayvaz: Paranın yoğunlaştığı kesimlerin harcama alışkanlıkları ile ilgili problemler var. Bu kesim eskiden cok daha rahat para harcıyorken şu an piyasayı sıkıştırmış durumdalar. Ve bu değişmediği surece bu sıkışıklık da devam edecek. Geliri elinde tutan kesimin yani sermayenin para kaybederim korkusunu atlatması lazım. Bu şuradan kaynaklıdır; para icin cok emek veren kesimler aynı zamanda da parayla ilgili olumsuz yargıları besler, bu durumda para bu alanlardan kacar, parayı rahat kazanmış, bu konuda olumsuz yargıları olmayan daha rahat kesimlerde birikir. Bu insanlar paraya nispeten rahat ulaşan kişilerdir. Ancak bu kolay kazanma sonucu bu kesimde para kaybetme korkusu oluşur ve bu sebeple parayı sıkarlar. Ve bu da bir kısır donguye sebep olur. O yuzden de şu anda emek veren kesimparadan mahrum kaldı. Kolay ulaşan kesim de kolayulaştığı icin ben bunu kaybedebilirim korkusu yuzunden sıkışık. Bu sıkışıklığın doğal yollarla acılması lazım. Ve biz bunu izleyeceğiz.
Aktivist: Çabuk olsunlar ama:-)
Hakan Ayvaz: Maalesef cabuk olmuyor işte. Benim korkum bu bir nesil surebilir. Tabii bu sureci beklerken bireysel olarak yapabileceğimiz şeyler de var. Parayla ilgili ihtiyac alanlarımızı netleştirebilmek, korkularımızı atabilmek, onunla daha iyi ilişkiler kurmak.
Aktivist: Parayı çekebilmek için nasıl bir yol uygulamak gerekiyor?
Hakan Ayvaz: Para zaten şu anda sıkıştığı yerden cıkmak icin bir alan arıyor. Bir kere oncelikle parayı odak noktası olmaktan cıkarmamız lazım. İşin en zor kısmı da bu zaten. Cunku para odakta durduğu surece baskılanmış oluyor. Para enerjisi akışkan bir enerji, sana gelirim, sana akarım ama yolumu tıkarsan o zaman orada ben guvende olacağım hissine kapılamam o yuzden sana gelmiyorum, beni baskı altına alma diyor yani ben sende rahat olacağımı bilirsem gelirim. Hedefin ben olmayayım diyor, rahat ol sen gerekeni yap, benimle ilgili ihtiyaclarını doğru tespit et, ama nasıl geleceğime bakma onu duşunme o baskılar beni.
Aktivist: Bizim toplumumuzda yaygın bir inanış olarak paranın sayılırsa bereketinin kaçacağıgibi bir düşünce vardır. Ama siz kitabınızda bunun aksi olarak paranızı sayın diyorsunuz.
Hakan Ayvaz: İnanışlar maalesef Turk toplumunun en buyuk ayak bağlarıdır. Ve biz kucukluğumuzde bize oğretilerek kodlanılmış bu inanclardan kurtulamamışız. Parayı saymak onunla ilgilenmek demektir, siz paraya değerli olduğunu hissettiriyorsunuz demektir. Paranın boyle bir ihtiyacı vardır. “Evet, para cok değerlidir ve onemlidir o yuzden de dikkatli planlı hesaplı davranıyorum”.
Ancak, bu kesinlikle temel ihtiyaclarınızı karşılarken yapmanız gereken bir şey değil. Temel ihtiyaclarınıza yaparsanız o zaman korkuyorsunuz demektir. Ama tabii ki keyfe keder bir alış veriş yaptığınızda hesaplı olmak gerekir, para o zaman der ki bu adam bana değer veriyor, burası guvenebileceğim bir yer diyor. Ama siz ekmek alacaksınız mesela iki ekmek almanız gerekir iken tasarruf olsun diye tek ekmek alırsanız para bu kişi beni kaybetmekten korkuyor ve bu korku ona yanlışşeyler yaptıracak diyerek ona gitmiyor.
Aktivist: Para parayı çekiyor mu sahiden.
Hakan Ayvaz: E tabii ceker cunku guvenli ortamda olan para, kendini guvende hisseden para cekicidir ve diğer paraları ceker. Siz de bir kişinin rahat bir yerde oturduğunu gorduğunuzde orada oturmak istemez misiniz?
Aktivist; kitabınızda fizibilite hesaplarıyla tatlı hayalleri birbirine karıştırmayın demişsiniz. Bu beni de can evimden vurdu mesela. Çünkü bu yapılan en büyük hatalardan biridir. Çünkü Allaha emanetçilik vardır, çalışanı Allah sever vardır, çalışır yaparız vardır, niye bu hataları yapıp dururuz orada ve aslında neler yapmamız gerekir?
Hakan Ayvaz: Bir girişimcinin yapısında bu olmalıdır aksi takdirde girişimci olamaz zaten. Negatif duygu ve hayallerle negatif senaryolar ureten girişimci olamaz. Tabii ki guzel hayallerle işe başla ama gercekler uzerine bir fizibilite yap, somut verilerle hareket et ve o verilerin sonucu seni tatmin edecek ise işe giriş. Girişimci ruhu olmazsa olmazıdır iş kurmanın ama gercekleri goz ardı etmeden. Biz bir girişelim bakalım nasıl olsa yaparız denmez. Elbette bir şeyler yaparsın ama yaptığından tatmin olur musun yaptığın ile nereye ulaşırsın? Yaptığın işe ne kadar hakimsin? Girişimcilik sabrına ne kadar guveniyorsun. Her olumsuz koşulda başlangıctaki pembe tablonu koruyabilecek misin? Herhangi bir somut calışma, araştırma, rapor olmadan cok guzel hayallerin de olsa işin doğru yurumez. İkinci sektede duşersin.
Aktivist: Bana göre karma ekonominin en karışık kısmına geldik! Karma ekonomide kar marjı nedir sizce?
Hakan Ayvaz: Makul kar marjı bu işe yatırdığınız paradan beklentiniz.
Aktivist: Şu kalemi mesela 500 TL’ ye mal ettim, çok güzel düzenlersem 500 TL’ ye de satabilirim bunun ayarı nedir sizce?
Hakan Ayvaz: Bunun ayarı yoktur bence. Cunku ekonomide arz ve talep dengesi vardır. Bu dediğiniz ceşit urunlerde, yani temel ihtiyac olmayanlarda,Arzı talep belirler. Bu durum son 20 yılda ortaya cıktı zaten. Bir urunden o kadar cok var ki farklı olmak, trendleri yakalamak gerekiyor ki istediğiniz fiyata satabilesiniz. Bakın mesela markalara, insanlar icin marka ne kadar onem kazandı. İnsanlar belli markaların onlara sunduğu guven icin verilen miktarı arttırabiliyor. Kar marjı dediğimiz şey sizin malınıza bictiğiniz değer, onun icin harcadığınız caba gibi belli değerleri goz onunde bulundurarak tespit etmeniz gereken bir orandır. Bizdeki karmaşık talepekonomisidir. Cunku biz bazışeylere haddinden fazla para verirken bazılarına bu değeri uygun bulmuyoruz, hic dengemiz yok bizim. Dolayısıyla boyle dengesizlikler icinde standart bir kar marjından soz edemeyiz.
Aktivist: Kişisel ve aile ekonomilerine dönmek istiyorum. Hepimizin belli bir geliri belli bir gideri var ama bir türlü bunu eşitleyemiyoruz. Ay sonuna doğru bozuklukları eşelemeye başlıyoruz. Sizce aile ekonomilerimiz nasıl bizim?
Hakan Ayvaz: Gelir gider tablosunda denklik iki şekilde sağlanır ya gelir kadar harcama yapılır ya gider kadar kazanılır. Bizim aile ekonomilerimizde bu hep sağlıksız işler. Biz talep daralması yaşayan bir ekonomi olduğumuz icin alım gucu paritesi de cok rahat olmadığı icin zaman zaman pompalıyoruz tuketimi kredi kartları vs ile. Bu durumda da gelirinizden fazla gideriniz olmuş oluyor. Bu durumda denge icin ya geliriniz artacak ya giderleri kısacaksınız. Bunu da paraya değer ve onem vererek yapabilirsiniz.
Yani harcamalarınızda temel ihtiyaclarınızda tasarruf yapmadan, haricindeki ihtiyaclarınızı dikkatli ve dengeli yaparak bunu sağlamak mumkun. İlle de İstanbul’da yaşamak zorunda değilsiniz. İnsanlarda boyle bir kaygı vardır, para ille de İstanbul’da kazanılır diye halbuki para İstanbul’da kaybedilir. Cunku burası ciddi bir para kaybetme alanıdır. Burada yaşamak icin buranın gerektirdiği kadar para kazanmak zorundasınız, ha kazanamazsanız da burada yaşamak zorunluluğu fikrini aklınızdan cıkartın. Bunlar icin bazen alışkanlıklarımız değiştirmemiz gerekebilir ve bu zannettiğimiz gibi bir sorun değildir. Boyle durumlarda insanlar attan inip eşeğe mi bineceğim atasozunu kullanır ama attan inip eşeğe de binebilirsin, yuruye de bilirsin bunda bir sorun yoktur. Muhim olan mutlu huzurlu olmandır, huzuru ve mutluluğu bu korkuyla kacırsın. Once bu korkuları atmak lazımdır, hayatımızı yeni bir şekilde dizayn edebiliriz, bu guc biz de mevcuttur.
Aktivist : Birikim psikolojisi nedir sizce? Bir yavaş yavaş gerektiğikadar birikim yapanlar var bir de telaş içinde her şeyi biriktirip yaşayamayanlar.
Hakan Ayvaz: Birikim psikolojisinde de guvende hissetmek lazım. Mesela ulkemizde cok tanıdık bir anlatı vardır, yıllarca calıştı didindi biriktirdi ev aldı ama yaşayamadan vefat etti diye. Neden değil mi? Niye var? Boyle birsıkıntıyı neden yaşıyoruz? Hic olmeyeceğimizi zannediyoruz; ama yine de ac kalmaktan evsiz barksız kalmaktan cok korkuyor bu korkuyla birikim yapma gudulerimizi besliyoruz. Oysa yaşamaktan uzaklaşma pahasına birikim yapıyorsan sadece bir defa icin geldiğin bu dunyadaki hayatına ihanet ediyorsun yazık ediyorsun demektir.
Bunu kırmanın yolu yine aynı yere gelir; korkulardan kurtulmak. İhtiyaclarını karşılamak ve huzurlu yaşamak icindir para kazanmak oysa. Bunu sağlayabiliyorsan tamamdır. Cok birikim yapmış olan insanların sorunlar karşısında birikimleri yeterli olur mu her zaman cozumlere. Cunku bilirsinizki hazıra dağ dayanmaz. O zaman birikimlerin ne anlamı oluyor? Ona da inanmıyoruz demek ki.
Hayatımızı bu korkularla şekillendiriyoruz ama aynı zamanda yuzleşiyoruz da. Neden cok korkarsanız sistem onunla yuzleştirir sizi. Kuantumcular şunu soyler; bir korkunu dile getirmen evrene onu yaşamak istediğini beyan etmendir. O yuzden bunu telaffuz etmeyin derler. Bunları temkinli olmak ile karıştırmamak lazım. Temkinli olmak bu değil zaten.
Aktivist: Öyle bir toplumuz ki zaten her duruma bir gerekçemiz var zaten. Toplum olarak hayatımız hiçbir şey yapmamak üzere sanki. Adeta nefes alıp ver yeter şeklinde.
Hakan Ayvaz: Evet bizim toplum olarak her konuda bir fikrimiz vardırzaten o yuzden fikir almayı da pek sevmeyiz. Danışmanlık almayı da sevmeyiz, bilgiye tecrubeye değer vermeyiz. Bunlar bizim değişmesi gereken olumsuz kodlarımızdır. Bu değişim yeni nesillerin farklılaşmasıyla olacak bir şey e o da bir nesilde olmuyor. Nesilden nesile birer basamak gibi yavaş yavaş değişiyor. Bu donuşumu en iyi aile şirketlerinde izlersiniz. Babadan oğullara farklılaşma yavaş yavaş devam eder. Bu sabır isteyen bir durumdur. Aniden olan değişimlerde bocalamalar olur zaten. Bu donuşumu bir anda yaptırmak isteyen yerler cok buyuk sorunlar yaşıyor. O sebeple ben calıştığım şirketlere bunu soylerim cok kısa zamanda bir şeylerin değişeceğini beklemeyin. Cunku bu değişim kalıcı ve sağlıklı olmaz, bunun icin adım adım ilerlemek gerekir. Burada da sabırsız bir toplum olmanın dezavantajları cıkar karşımıza. Sabırsız bir toplumuzdur. Sabır isteyen işler gelişmez bizde. Mesela tarım cok sabır ister bu sebeple gelişememiştir Turkiye’de. Halbuki en kuvvetli olmamız gereken alan; cok verimli tarım arazileri olan bir ulkeyiz. Buna rağmen sanayiyi daha cok sevmişizdir. Bu durumda maalesef ulkemizi cok yorup yıpratmıştır aslında daha fazla yorulmadan tarımıkalkındırsak dunyanın en buyuk guclerinden biri haline gelebilirdik. Ama o treni kacırdık maalesef.
Aktivist: Peki gelelim size... Terzi kendi söküğünü dikebiliyor mu? Parayla ilişkiniz nasıl?
Hakan Ayvaz: Olabildiğince evet. Ben bir kere yapabileceğim benim icin doğru olan icinde olmaktan keyif aldığım işleri seciyorum. Sabırlı olmaya işin gereklerini planlayarak yapmaya calışıyorum. Parayla pozitif bir ilişki kurmaya calışıyorum baskılamıyorum. Bir de gercekten arka bahceme iyi bakmaya calışıyorum. Eninde sonunda orada yaşayacağız. Kendime zaman ayırmaya calışıyorum. Kendimce % 100 verim aldığımı duşunuyorum ama elbette daha iyisi de mumkun olabilir, dahaiyisi de yapılabilir. Yani yazdığım şeyleri kendi hayatımda uyguluyorum.
Başarı nedir kendi gercek zirvenizde olabilmenizdir. Size ait olmayan bir zirvede kalıcı olamazsınız. İnsanların size zirve olarak gosterdiği ya da herkesce zirveolarak algılanan yer sizin icin uygun olmayabilir. Onemli olan sizin kendi zirvenize ulaşmanızdır. Toplum tarafından dayatılan değil sizin icin doğru olan onemlidir.

Etiketler : hakan ayvaz röportaj para

Yorumlar


İlgili Makaleler

4,4 / 5
En Çok Okunan Haberler