Otobüs Durağında Kim Nereye Kadar Kaynak Yapmalı?

3662 kişi tarafından okundu
Otobüs Durağında Kim Nereye Kadar Kaynak Yapmalı? Otobüs Durağında Kim Nereye Kadar Kaynak Yapmalı?

Yazarımız Barış Soydan günlük hayatta takılıp kaldığımız "etik mi değil mi" ikilemi ile ilgili merak ettiklerimizi cevaplıyor.

Facebook da Paylaş    Twitter da Paylaş    Google Book da Paylaş    Linkedin de Paylaş    Google Plus da Paylaş

Yazar: Barış Soydan
Siz de Barış Soydan'a Sorun: Etik konulu maillerinizi bence@aktivistdergi.com'a yollayabilirsiniz.
 
 Angelina Jolie’nin ameliyatı Türkiye’de
 
Angelina Jolie'nin genetik olarak meme kanserine yatkın olduğu gerekçesiyle göğüslerini aldırması, kendi annesi de bu hastalıktan ölen karımı çok etkiledi. Ciddi ciddi gen testi yaptırmaktan ve hatta gerekirse Jolie gibi göğsünü aldırmaktan söz ediyor. Ben böyle şeylerin kader meselesi olduğuna inanırım. Ve işin doğrusu, göğsünü aldırmasına kesinlikle karşıyım. Ama bu konuda çok hassas olduğu için düşüncelerimi 12 yıllık eşime açmaya çekiniyorum. Etik açıdan eşimin kararına karışma hakkım var mı? (T.U.)
 
"Onun bedeni, onun kararı" ama sizin de 12 yıllık hayat arkadaşınız! Bu kadar kritik bir kararı elbette birlikte almalı, çekincelerinizi, endişelerinizi elbette dile getirmelisiniz.
Göğsün riskten korunma amacıyla alınmasında gerçekten de etik problemler var. Çünkü BRCA1 ve BRCA2 genlerini (meme kanseri genleri) taşıyor olmak, hasta olmak anlamına gelmiyor. Olsa olsa, hasta olma ihtimalinin bulunduğu anlamına geliyor. Kısacası ortada hastalık yok, hasta olma ihtimali var. İşte etik soru: Hasta olmayan kişiler ameliyat edilmeli mi?
Angelina Jolie’nin yaşadığı ABD’de bu sorunun yanıtı evet. Çünkü ABD kültüründe birey kutsal kabul ediliyor. Buna karşılık, bazı ülkelerde “profilaktik mastektomi” (Göğsün risk nedeniyle alınmasının tıbbi adı), Amerika’daki kadar kolay yapılamıyor. Tahmin edileceği gibi bireyin Amerika’da olduğu kadar güçlü olmadığı ülkeler bunlar. Mesela Rusya… Kısacası, göğsün riskten kaçınmak için alınmasıyla ilgili kaygılarınızda yalnız değilsiniz.
Üstelik endişelerinize haklılık kazandıran çok önemli bir nokta daha var… Göğüs, cinsellikle yakından ilişkili bir organ. Alınması cinsel yaşantınızı olumsuz yönde etkileyebilir. Bunu ben söylemiyorum (Ne haddime…) araştırmalar söylüyor. Türkiye'de yapılan bir araştırmada mastektomili kadınların “beden algısı, benlik saygısı ve eş uyumu”, sağlıklı kadınlarınkinden istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha düşük bulunmuş. Beden algısı elbette cinsel hayatla ilişkili bir olgu… Bakın, aynı araştırmanın sonuç kısmında ne yazıyor: “Mastektominin, (Yani göğsün alınmasının B.S.) beden algısı, benlik saygısı ve çift uyumunu olumsuz yönde etkilediği belirlenmiştir.” (Bununla birlikte, tersi yönde sonuç veren bilimsel araştırmalar da mevcut. Söz konusu araştırmalarla ilgili bilgileri, aşağıda linkini verdiğim "Meme Sağlığı" dergisinde yer alan makaleden öğrenebilirsiniz.)
Bütün bunları, eşinizle kararını tartışmanın en doğal hakkınız olduğunu belirtmek için yazıyorum... Fakat dikkat: Son tahlilde gerçekten de "onun bedeni, onun kararı." Eğer itirazlarınız bu konudaki kararını değiştirmeye yetmiyorsa bütün tıbbi süreçlerde onun yanında olup desteklemekten başka yapacağınız bir şey yok.
 
(NOTLAR… Meme Sağlığı dergisinde yayınlanan "Meme Kanserli Kadınlarda Mastektominin Beden Algısı, Benlik Saygısı ve Eş Uyumu Üzerine Etkisinin İncelenmesi" başlıklı makaleyi şu adreste okuyabilirsiniz: http://www.memesagligi.dergisi.org/text.php3?id=137
İngilizce bilen okurlar, önleyici mastektominin etik boyutuyla ilgili olarak, Francois Eisinger'in British Medical Bulletin'de yayınlanan "Prophylactic mastectomy: ethical issues" başlıklı yazısına bakabilir: http://bmb.oxfordjournals.org/content/81-82/1/7.full)
 
Vicdanı sızlayan bir mağaza yöneticisi!
Çalıştığım mağazada sattığımız bir küçük ev aletleri markası, hem hesaplı hem kaliteli oluşuyla rakiplerine fark atıyor. O nedenle müşterilere bizzat tavsiye ediyorum. Yakınlarda açılan yeni bir mağaza, bu markanın ürünlerini epey indirimli fiyatlardan satmaya başladı. Buna rağmen iyi bilinen bir mağaza olduğumuz için müşteriler bizden alışveriş etmeye devam ediyor. Ucuz ama kaliteli bir marka sorduklarında, elbette rakip mağazadan söz etmeden, aynı markayı önermeye devam ediyorum. Ama doğrusu zaman zaman vicdanım sızlıyor. Bilhassa,  üç-beş kuruşun hesabını yapan müşterilerle karşılaştığımda… Ne dersiniz, abartıyor muyum? (H.)
 
İşimiz, bazen hiç istemediğimiz şeyleri yapmaya zorlar hepimizi. (Bazen mi?) Ben de mesela çalıştığım gazetede daha az magazin haberi görmek, hatta mümkünse Justin Bieber’in maymunu ya da Paris Hilton’ın son sevgilisiyle ilgili haberleri hiç görmemek istiyorum. Ama korkarım okurlar felsefeci Zizek'in son konferansını değil, Paris Hilton'un son sevgilisini merak ediyorlar... Paris Hilton’la ilgili haberler yerine felsefe haberleri koyarsak gazetenin tirajı düşer. Ve sonunda ben işsiz kalırım. Belki şövalyece bir davranış olur ama işsiz kalmamı ilkokul öğrencisi kızıma açıklayabileceğimden emin değilim. (Üstelik o da gazetede felsefe değil Justin Bieber haberi görmek istiyorJ)
Tamam biraz abarttım, ama iş hayatı korkarım biraz böyle… Elbette, insanlık ailesinin bir üyesi olduğumuzu, “kardeşlerimize” iyi davranmamız gerektiğini bir an bile aklımızdan çıkarmamalıyız. (Ki, başkalarından iyi davranış beklemeye yüzümüz olsun.) Ama sizin anlattığınız durumda müşterilerinizin iyiliği için çalışmaya kalktığınızda (yani rakip mağazaya gönderdiğinizde) korkarım işinizden olma ihtimali var. (Peygamber yürekli bir patronunuz varsa durum değişir elbette.)
Ne diyelim… Kapitalizmin gözü kör olsun.
 
Otobüs durağında kim, nereye kadar ‘kaynak’ yapmalı?
 
Her gün otobüse bindiğim durakta akşamları uzun kuyruklar oluşuyor. İşyerim durağa yakın olduğu için zamanında gidip, kuyruğun önlerinde yer tutuyorum. Kuyruk uzarken bazı yaşlı ve kadınlar öndekilerin yanına gelip bekliyor; otobüs gelince de bizimle birlikte binmeye çalışıyorlar. Kısacası kaynak yapıyorlar! Yaşlıları anlayışla karşılıyorum ama pek de o kadar yaşlı olmayanlara ve kadınlara kızıyorum. Yine de sorun çıkaran taraf olmamak için ses çıkarmıyorum. Ama bu sefer de kuyrukta yer alan diğer yolcular, kaynak yapanları engellemediğim için bana kızıyorlar. Arada kaldım, ne olur bir çare! (I.E.)
Yaşlıları diğerlerinden ayırıp onlara en önde yer verme çabanıza saygı duyuyorum ama kimin gerçekten yaşlı, kimin "az" yaşlı olduğunu nasıl anlıyorsunuz Allah aşkına? Ya "az yaşlı" sandıklarınız, yaşlılığı geciktiren kremlere bir servet harcayan "gerçek" yaşlılarsa? Sezen Aksu'nun öğüdünü tutun ve kimseyi kategorize etmeyin bence…
Kadınlar konusu daha karışık… Ben, toplumsal hayatta kadınlara karşı pozitif ayrımcılıktan yanayım... Her şeyden önce toplu taşıma araçlarında taciz hala yaygın bir sorun. Ama bir de madalyonun öbür yüzü var: Kadınlara pozitif ayrımcılıkta ileriye gitmek, zımnen erkeklere göre daha zayıf olduklarını kabul etmek anlamına gelebilir. Bu da başka bir ayrımcılık olur.
Öyleyse çarenizi yazıyorum: Yaşlıların (“az yaşlılar” dâhil olmak üzere!) kaynak yapmasına izin verin, kadınlara ise karışmayın, bildiklerini yapsınlar. İtirazları göze alıp kaynak yapmayı denediklerine göre buna gerçekten ihtiyaçları olmalı. En azından biz iyi niyetli davranıp öyle olduğunu düşünelim…

Yorumlar


İlgili Makaleler

4,4 / 5
En Çok Okunan Haberler