İrfan Özata "Sihirli Değnek Sensin"diyor

4450 kişi tarafından okundu
İrfan Özata İrfan Özata "Sihirli Değnek Sensin"diyor

Onu keşfettiğimde, kim olduğunu bilmiyordum. Ama bir hafta boyunca hangi şarkıya dikkat kesilsem; altından hep onun adı çıkıyordu. Önce Sezen Aksu?nun ?Ah Mazi?sini dinledim ondan, sonra "Es"i? Radyoda Yanlış Fotoğraf çaldığında da kim bu yahu dediği

Facebook da Paylaş    Twitter da Paylaş    Google Book da Paylaş    Linkedin de Paylaş    Google Plus da Paylaş

Onu keşfettiğimde, kim olduğunu bilmiyordum. Ama bir hafta boyunca hangi şarkıya dikkat kesilsem; altından hep onun adı çıkıyordu. Önce Sezen Aksu’nun “Ah Mazi”sini dinledim ondan, sonra “Es”i… Radyoda Yanlış Fotoğraf çaldığında da kim bu yahu dediğimi hatırlıyorum.
İlginç sesi ve inceden alaturka yorumuyla, İrfan Özata kısa sürede kalbimizi kazandı.
Albümünde Volkan Ökten, İsmail Soyberk, İsmail Tunçbilek, Hüsnü Şenlendirici, Gökhan Şahin, Bahadır Tanrıgelmiş gibi isimler var… İrfan Özata, güzel şarkılarıyla bize daha çok eşlik edecek gibi görünüyor.
Nasıl başladı müzik maceranız?
Önce Bursa Güzel Sanatlar Lisesi, sonra Uludağ Üniversitesi Müzik öğretmenliği okudum. Tabii okurken, Bursa’da her gece çaldım. Hatta gündüz bir yerde, akşam bir yerde, gece bir yerde çalıyordum. Sabah da hortlak gibi kalkıyordum. J Aklımda hep İstanbul vardı. Sonrasında bir gün artık tamam dedim. O dönem Fatih Ürek ile çalışıyordum. Tünele doğru yürürken Fettah Can gördü. Onunla da Bursa’dan tanışıyoruz. N’apıyorsun burada, dedi; gelsene beraber çalalım söyleyelim, insanlar saksafon flüt duysun dedi. Ben de ona burada barlarda çalmaya başladım, fırsatım olursa gelirim dedim ama akşamına çaldığım yerde aksilik oldu. E hadi gideyim, eğlenirim düşündüm.  Orada Soundcheck yaptım… Oradaki herkes kalmamı istedi. O gün bugün beraber çalıyoruz. Oradan, benim o küçük çalışmalarımdan “İrfan diye biri geldi, her türlü çalıyor” fısıltıları yayıldı. Bir anda herkesin arkasında çalıp söylemeye başladım. Öyle böyle derken bir anda Sezen Aksu’ya kadar gitti…
Çok heyecanlı olmalı…
Bir arkadaş aradı. Sezen’e çalar mısın dedi. “Ne diyorsun, ömür boyu çalarım” dedim.  Sonra oradan mevzu büyüdü. Dediler ki Sezen’e bir potpori yapacağız sen söyle şarkıları ama Sezen’in tonunda. Olur, dedim. 17-18 parça arka arkaya 1 saat içinde söyledim kayıtları, alındı yolladık. Ben de orkestradayım. Ya dedi bu çocuk ne adar güzel söylemiş şarkıları dedi... Aykut Gürel “O çocuğun kim olduğunu biliyor musun?” diye sorunca, “Çok acayip, fena bir şey bu” dedi Sezen Aksu. Bizim İrfan senin saksafoncu diye beni gösterdi Aykut Gürel, aferin oğlum dedi, yanına çağırdı beraber şarkılar söyledik. Sonra iş buraya kadar geldi.
Başka kimlerle çalıştınız?
Yaklaşık 4 yıl Kutsi, 3,5 sene Ziynet Sali, 6-7 sene Fettah Can, Kerem Cem, Nez sonra Fatih Ahıskalı ve  Yeni Türkü ile çalıştım.
Hep enstrümanist miydiniz?
Bazılarında hem enstrüman hem vokaldim. Ve sahnede ara  verdiklerinde şarkı söylüyordum. Kurtarıcı gibiydim. Ama sonradan insanların da talebi üzerine kendim çıkmak istedim. Dinleyicilerden çok fazla geri dönüş almaya başladım. “Şarkıları sen söyleyince bir başka oluyor” sözleri geliyordu. Hep zamanı var diyordum işte o zaman geldi yavaş yavaş. 3 sene çalıştık. 150’ye yakın müzisyenin olduğu, Türkiye’nin en iyi müzisyenlerinin çaldığı bir proje oldu. En son, kardeşim Neslihan tam albüm çıkarmayalım da bir single yapalım dedi. Oysa ben 13 şarkılık bir albüm çıkarayım insanlar dinlesin istiyordum. Öyle bir deneyelim dedik, sanırım güzel de oldu.
Nasıl gidiyor? Ölçüyorsunuz mutlaka?
Fettah Can ile de devam ediyorum, çalıyorum, söylüyorum ve insanlar o konserlerde benimle birlikte şarkılarıma eşlik ediyorlar. Ve şunu duyuyorum “Ben iki aydır seni dinliyorum ama seni tanımıyorum” Yani sürekli bir şarkı var, dinliyoruz ama kim olduğunu bilmiyoruz diyorlar. Ben de yavaş yavaş ilerlemeyi istediğimizi söylüyorum. Emin adımlarla yürümek istiyorum.
“Yıllarca doğru insanın karşıma çıkmasını bekledim, o doğru insan da kardeşim oldu”
Albümü hazırlarken destek aldığınız birileri oldu mu?
Valla kendi müzisyen çevrem ve arkadaşlarımdan başka kimse olmadı. En büyük destekçim Gökhan Şahin. Tüm bu şarkıların sözlerini yazan, albümdeki 8-9 şarkının sözünü yazan biri, Murat Boz – Bulmaca, Demet Akalın – Giderli Şarkılar gibi şarkıların yazarı.
Müzikten kazandığınızı yine müziğe yatırdınız öyle mi?
Evet. Kendimiz yaptık bu işi. Aslına bakarsanız ben yıllarca bekledim bir adam çıksın karşıma da bu adam çok yetenekli desin ve bana bir albüm yapılsın falan diye… Fatih Ürek ile başladım çalışmaya 3,5 sene kadar çalıştık. O ilk beni keşfettiğinde Bursa’ya gelmişti ben bir yerde çalıyordum bana çalar mısın, vokal yapar mısın dedi. Ben de kabul ettim. Sahneye çıktım 800 – 900 kişi vardı. Herkes ayağa kalktı alkışladı ve o da “Ben bir adam buldum, onu parlatacağım” diye düşündü. Bu adamın Sezen Aksu’ya gitmesi gerekiyor ve ben bu kış götüreceğim dedi. Ama kısmet olmadı. Ben de yıllarca doğru insanın karşıma çıkmasını bekledim, o doğru insan da kardeşim oldu.
Ben işi bitirdim, mutfak tarafını bitirdim, müzisyenlik, şarkılar, besteler, çaldırdık, güzel aranjeler, iyi müzik… İnsanlar iyi müzik dinlesin, hem de halkın dinleyebileceği ve kulağa aşina olabileceği herkesin bir ağızdan söyleyebileceği müzikler yaptık.
Albümde çok değerli müzisyenler var, onları bir araya getirmek zahmetli olmadı mı?
6 sene halk müziği çaldım, pop, rock… Çalmadığım tarz da yok. O yüzden birçok müziği harmanlamaya başladım. Ve aranjör arkadaşlarımı da seçerken her şarkı için özel aranjör buldum. Kişiye özel gibi oldu. Kendi kendimize daha güzel oluyor elbette ama çok da yorucu. Madden de manen de yoruyor. Benim işim müzik yapmaktı. Git çal. J Sonra 10 kişiyi birden ara, organize et. Tabii işin içinde arkadaşlık da var. Ve adamların bir şekilde para kazanması gerekiyor ama sağolsunlar hepsi benim albümüme çalarken hep öncelik verdiler. Başkasının albümüne çalar gibi değillerdi. Hepsi çok çalıştılar “Aaa İrfan’ın şarkısı, iyi çalmamız lazım” dediler. Öyle bir izlenim bırakmışım insanlarda.
“Yapımcımız Ailemiz”
“İnsan bir şeye karar verdiği zaman bütün evren onu hayata geçirmek için çalışırmış” sizinki de biraz olmuş… Yorulmuşsunuz ama değmiş. Peki aileniz nasıl yaklaştı size? Destek oldular mı?
Hani hep söylenir ya ben küçük yaşlardan beri şarkı söylerim diye. O bende de aynıydı. Ben kendimi hep şarkı söyleyerek hatırlarım. Misafir gelir, hadi bir şarkı söyle denir. Artık misafirliklerden nefret ederdim çünkü herkes onları eğlendirmemi beklerdiJ Babam ve annem çok desteklediler. Hiç korkmadılar. Senden sadece müzisyen olur dediler. Mesela çok büyük bir yol ayrımı var benim için. Sürekli bir yerlerde okuduk, babam memur. Hakkâri, Manisa, Bilecik, Balıkesir sürekli gezdik. En son Bilecik’teydik. Orta sonda falandık. O aralar düğünlerde şarkı söylüyordum falan.
Babam bir gün beni Unkapanı’na getirdi. İstanbul’a gezmeye gelmiştik, gel dedi bir Unkapanı’na gidelim dedi. Tuttu elimden götürdü bana şarkı söylettiler. Bir yerle anlaşıldı. Çok ünlü bir firmaydı, şarkılar hazırlandı; bunu söyler falan dediler. Ben Güzel Sanatlar’ı kazanınca annem, bu çocuk okusun; yollamıyorum oraya dedi. Hakikaten o dönem çıksaydım Küçük İrfan olarak çıkacaktım…
Babanız da şahaneymiş... Anneniz de…
Evet, hakikaten öyle.  Babam “Oğlum ben burada kalırsam gerçekten hayallerini yapamayacaksın. Güzel Sanatlar diye bir okul varmış” dedi, “orada insanlar müzisyen oluyormuş işin ilmini bilimini öğrenirsin” dedi. O bir yol ayrımıydı… Ve okula bir girdik, ilk gün insanlar şarkılar söylüyorlar, müzik yapıyorlar… Nereye geldim ben cennet gibi dedim… En büyük destekçi onlardır. Hala da destek olurlar. Klibimiz için annemiz kredi çekti mesela. Aslında yapımcımız ailemizJ
Çok güzel bir hikâye olmuşJ
Hala da onlar destekliyorlar. Albümü nasıl çıkaracağız diye düşünürken, babam yüzdün yüzdün kuyruğuna geldin. Madem bir kredi daha çekelim, albümünü de yapalım dedi. Çünkü sponsor bulmak çok zor. İnsanlar arkamızda büyük dağlar var sanıyorlar. Oysa sadece ailemiz var. Şaşırıyorlar, Kral Pop, PowerTurk.. Nasıl çıktınız diyorlar? Biz sadece iyi niyetle müzik yapıyoruz.
Levent Yüksel ile Emre Altuğ’un karışımı gibi bir sesiniz var. Levent Yükselin sesindeki yırtık hal, Emre Altuğ’un da alaturka namelerine yatkınlığı. Güzel bir karışım.
Onun sebebi çocukluğumdan beri birçok müzik dinlemem ve çok fazla insana çalmamla sanırım.
Şu sıra nerede çalışıyorsunuz?
Fettah Can ile birlikteyim. O nerede çıkıyorsa ben de onunla birlikteyim. Albümle birlikte kendi konserlerimiz başlayacak. Biz biraz kapalı kutu gibi çıkalım istedim.
Bir deneme yaptık, face’e yazdık İrfan çıksın şarkı söylesin istiyorsunuz. Hadi bir deneme yapalım dedik. Bütün salon doldu… Ahmet Kural, Fettah Can, tanıdık bütün müzisyen camiası. Ben konser verdiğimde halk gelir sanıyordum; çok önemli müzisyenler ve tiyatrocular geldi. Ben ne olduğunu şaşırdımJ İrfan olmuş, hadi artık çık, yap bir şeyler, diyorlar ama çok zor bu aşamalar çok zor. Çünkü destekçi yok; en önemli şey maddiyat.
Klibi izleyenler sponsor var sanıyor. Oysa biz kendimiz yaptık. Sponsor olmak isteyenler de çok müdahale etmek istediler, müziğimize karışmak istediler. Onu da ben istemedim. Çünkü ben müzisyenim… Birçok büyük sanatçının sahne repertuarını bile yaptım… Müziğim konusunda karar verici olarak kalmak istedik açıkçası.
Hangi enstrümanları duyacağız?
Hep akustik çalıştık. Davul, bas gitar, klavye, ud, klarnet, yan flüt, saksafon. Hepsi canlı çalındı. 90’lardaki tınıyı yakalamak istedik. Çünkü biz ne dinlersek dinleyelim 90’lara döndüğümüzde başka bir şey, bir sıcaklık hissederiz. Yeni tarz müziklerde bunu yakalayabiliyoruz. Dünya müziğinde de bu kayıp var. Türk müziği, sanat müziğinden de gelen aşinalıkla 90’lardaki müzik o tadı aldı. Ben de onu istedim. Madem müzisyenim, o zaman müzikaliteden ödün vermemeliyim. Ne çalınacaksa bunun gerçek olması lazım. Dinleyen o sıcaklığını alsın istedim. Bu yüzden 3 sene sürdü albüm. Ve aranjörlere şunu söyledim; herkes dinlemeli bu işi. Makineden değil, her şeyi çaldıralım. İnsanlar alışmışlar, maliyeti de düşürmek için her şeyi makineden yapıyorlar. Ama bizim albümde Volkan Ökten, İsmail Soyberk, İsmail Tunçbilek, Hüsnü Şenlendirici mi istersiniz… Herkes var… Dünyanın sayılı müzisyenleri bunlar.
Benim bir hayalim var mesela. Yıllardır albüm alırım ve bakarım kim çalmış… Her müzisyenin bir arzusudur; o adamlarda aynı sahnede olmak. Ve biz abi kardeş gibiyiz. Mesela Bahadır Tanrıgelmiş yaptı Lafın Tamamı’nın aranjesini… Ne çaldıracağız dedi. Her şey canlı olacak dedim. En büyüklere çaldıracağım dedim. E para? Dedi. Çalışacağım kazanacağım dedim. Ve o insanlar da çok yardımcı oldu gerçekten. Bu insanlar herkese çalan insanlar değil. Öğlen 12.30’da İsmail Tunçbilek’i hiçbir yere götüremezsiniz. Adam uykudan kalktı geldi. Başkası olsa gelmezdim dedi. Müzisyenler tarafından da bir saygınlık bir değer oluşmuş. Sağ olsunlar.
İnsanın en büyük sermayesi kendisi… Şartların çok olumsuz olduğu bir noktada, insanların sizi seviyor olması büyük fark yaratıyor hakikaten…
Sen çok iyi yerlere geleceksin. Hep bunu duydum insanlardan. Sağ olsunlar, bunu oldurmak için de benim yanımda da durdular.
Bir akşam, umutlarım çok kırılmıştı. Uğraşıyorduk, çok çalışıyorduk ama bir türlü o sihirli değnek karşımıza çıkmıyordu. O gece Gökhan Şahin, ne bekliyorsun; öyle bir sihirli değnek yok… O sihirli değnek sensin; ne yaparsan kendine yaparsın, kendin yaparsın dedi…
Hayaliniz, idealiniz ne?
Bir adam var, gerçekten iyi müzisyen desinler... Bu bana yeter.
Müzik çok ilginç… Mesela bir adamı sırf o şarkıyı söylüyor diye hayatınız boyunca hatırlıyor; seviyorsunuz. Tek şarkı yetiyor birini hayat boyu kalbinizde taşımak için…
Evet… Mesela Hotel California… Tek şarkı… Tek adam… Yıllar geçiyor, her yeni nesil dönüp yine o adamı, o şarkıyı dinliyor…
Gelelim Aktivist’in Anketine…
İstanbul’un Sokak lezzetleri arasındaki favoriniz? Tantuni, kokoreç
Buluşmalarınızda hangi semti? Taksim
Anadolu Yakası mı Avrupa mı? Avrupa
Biri size İstanbul’u gezdirecek olsa bu kim olsun isterdiniz? Sezen Aksu
Siz kime İstanbul’u gezdirmek isterdiniz? Daha kendim bile gezmedim valla, çalıştım hep; gezmedik hiçJ
İçinde İstanbul geçen en sevdiğiniz şarkı: Levent Yüksel – İstanbul
İstanbul’da asla değişmesin dediğiniz yer: Taksimdeki eski taşların değişmemesini hiç istemezdim. Mesela yolda bir kadın geldi, bakımlı falan… Avrupa’da şu an o taşlardan diziyorlar; bizde olanı söküp saçma sapan şeyler koyuyorlar dedi. Benim için o taşlar çok özeldi… Yeni taşlar tuzak gibi, bir basıyorsunuz; su sıçratıyor. O eski dokuların, şehrin kimliğinin korunmasını istiyorum. Mesela AKM’nin hızla hayata döndürülmesini istiyoruz.
İstanbul’un En Çok Neye İhtiyacı Var? Saygıya

Etiketler : irfan özata müzik

Yorumlar


İlgili Makaleler

4,4 / 5
En Çok Okunan Haberler