Hiç Kafan Yok!

3329 kişi tarafından okundu
Hiç Kafan Yok! Hiç Kafan Yok!

Üniversiteden mezun olur olmaz birden idealist oğrenci olup, kendini yuksek lisans başvurusu yaparken buluverirsin. Jurinin karşısına cıktığın zaman sorulan butun soruları akademik bir dille cevaplar, hatta araştırma konunu kapsamlı bir şekilde anlat

Facebook da Paylaş    Twitter da Paylaş    Google Book da Paylaş    Linkedin de Paylaş    Google Plus da Paylaş

Üniversiteden mezun olur olmaz birden idealist oğrenci olup, kendini yuksek lisans başvurusu yaparken buluverirsin. Jurinin karşısına cıktığın zaman sorulan butun soruları akademik bir dille cevaplar, hatta araştırma konunu kapsamlı bir şekilde anlatırsın. Kabul aldığında yaşadığın heyecan, tanrı parcacığını bulan bilim adamının heyecanıyla eşdeğer bir seviyede ulaşır, icin icine sığmaz. Derhal, Facebook’da eğitim bilgileri guncellenmelidir, zira artık yuksek lisans yapıyorsun ve zaman caka satma zamanıdır.
İlk gunler şahanedir, haftada birkac kez ders icin de olsa kampuse gidiyorsundur, kampus girişinde maruz kaldığın kimlik kontrolunde kimlik daha bir gururla gosterilir işguzar guvenliğe. Universite sıralarında bazen nefret bile ettiğin hocalarla akademik duzeyde tartışmalar yapar, ara sıra da “bu hoca aslında iyi biriymiş, e tabi amfide 100 kişiye ders anlatırken kontrolden cıkabilir” empatisini yakalar, gunah cıkarırsın. Haftalar birer ikişer  gecerken, o hocalarla bazen geyik bile yapılabilir, kahkahalar yukselir toplantı odalarından. İşte tam bu noktada, yanılsamanın feriştahını yaşamaktasın ey oğrenci kardeş!
Kutuphane bankosunda calışan nemrut suratlı teyzeden “bunların hepsini sen mi okuyacaksın” esprisini işitmeye başladıysan, masaustunde acılan klasorlerden duvar kağıdın gorulmez bir hal aldıysa, beraber kahkaha attığın hocan dark side’a gecmiş ise akademik dunyanın ağdalı zalimliği (cok havalı bir tamlama oldu, tezin icinde kullanmak lazım) ile tanışma vaktin gelmiş demektir. Zamanında yetiştiremediğin bir odev sonrası; hocandan zabıt tutma heyecanı yaşayan Sabri Bey parmaklarıyla “neden yuksek lisans yapıyorsun yavrum, bu sorunun cevabı gercekten bende yok, sende de olduğunu sanmıyorum” azarını işittiğinde ureteceğin bahane kalmadığını anlayıp pişkin pişkin sırıtmaya başladıysan evrimini tamamlamış cilekeş, ibretlik bir bilim adamı olma yolunda en buyuk adımı atmışsındır.
Onemli sempozyumlara davetli konuşmacı olarak cağrılacağın gunleri duşleyerek başladığın yuksek lisans; felc olup sesini cıkaramadığın, uyanmak icin cılgınca dua okuduğun kabusla kesişmeye başladığı an ocağa bir kahve suyu koyup bir yol haritası cizmek lazımdır. Hugo’yu cevirmeli telefonla oynayıp Tolga Abi’nin olmadık yerlerini okşamak isteyen bir cocuğun sinir katsayısıyla, idare edemem diyerekannesine kafa tutan bir cocuğun azmi beni tez aşamasına taşımaya yetti pek değerli oğrenci.
Tez onerisinin kabul edilme aşamasında yaşanan gerginlikleri ve yeni yonetmeliklerle okuldan atılmanın kalktığını oğrenen, haklarını bilen oğrenci sorumluluğunu; Hurrem’in yaşamış olduğu tukenmişlik sendromu ekseninde derinlemesine analiz ederek yazı dizimizi sonlandırıp, bağda bahcede aşırı doz oksijen alan Heidi kafasına ulaşacağımız yeni bir yazıda goruşmek uzere.

Yorumlar


İlgili Makaleler

4,4 / 5
En Çok Okunan Haberler