Hakiki İnsan İradesi - Sahte Ego İradesi

4795 kişi tarafından okundu
Hakiki İnsan İradesi - Sahte Ego İradesi Hakiki İnsan İradesi - Sahte Ego İradesi

Doğu felsefesi olan Sufizm'le, Batı'nın Ego-Psikolojisini harmanlayarak Batılı insanın kendisini tanımasına ve yeniden keşfetmesine yardımcı olmasını amaçlayan Emilio Mercuriali, hakiki ve sahte irade konusunda bizi aydınlatıyor.

Facebook da Paylaş    Twitter da Paylaş    Google Book da Paylaş    Linkedin de Paylaş    Google Plus da Paylaş

Aktivist 7.Sayıdan...

 
 Hakiki benliğimize uyanma yolculuğu başlasın!
 
Hakiki insan doğasının “Hakiki İradesi” ve sahte bir kalıp olan “Ego’nun İradesi” arasında ayrım yapıyorsunuz. Biraz açar mısınız?
Emilio Mercuriali: “İnsan, sonradan ego denen kalıbı ‘geliştiren’ ama aslında her zaman, en başından beri bütün bir öze sahip, ruhsal bir varlıktır. Zamanla bu öz unutulmuştur, onunla temas kopmuştur. Bizimle yaşayan, bizi oluşturan salt ego varmış gibi bir tablo çıkmıştır. Özle temasımız gelişemeden, egomuz gelişmiştir.
İrade ise, niyetimizi hayata geçirmektir. Hakiki insan doğası, bunu yumuşaklıkla, uyum sağlayarak yapar.
Ancak ego şöyle düşünür: Ben bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum. Ego, denemeye bile kalkışmaz.
Özümüzle temas kurmayı yeniden başardığımızda (ki, bu çok zor değil) ondan güç alıp yapmayı bilmediğimiz şeyleri deneyebiliriz. Özümüz doğal olarak dener, yapmanın bir yolunu bulur veya yapılması imkânsız bir şeyse, bunu kabul eder. Yumuşak bir iradedir bu. Bu yumuşak irade, inatçı değildir, zorla yapmaz ve yapacağını takıntı haline getirmez. Takıntılar hep ego’dan gelir.
Hakiki insan iradesi, su gibi, akacak bir yol bulan iradedir.
Suyu örnek alın: Su, inat etmeye karar verdiği için mi akar? Hayır. Su için akarak yolunu bulmak dışında bir olanak yoktur.
Hakiki insan iradesi, su gibi, akacak bir yol bulan iradedir. Onun önünde bir baraj bile olsa, su bir yolunu bulur. Herhangi bir zorlukla karşılaşan insan, ‘Ne gerekiyorsa yapacağım’ der, su gibi, akışa doğal bir güven duyar, kaygıdan kendi kendini yiyip bitirmez.
Doğal iradede çaba ve itme yoktur. Hakiki irade kendiliğinden akar. Zorlukla karşılaşıldığında, buna cevap verilebilir, yani bir çözüm bulunabilir. Ego’nun iradesi gibi buldozere dönüşüp önüne çıkanı zorluğu yıkmaya çalışmaz. Ego katıdır. Doğal iradeyse uyum sağlar;  her durumu göz önünde bulundurabilir.
Spiritüel yaşam yolculuğumuzda, dönüşümü de destekleyen bir tavır olarak, bu iradeyle yeniden temas etmek istiyoruz.
Biz, kendimize has, eşsiz nehirleriz
Hakiki irademizle yeniden nasıl temasa geçebiliriz?
Emilio Mercuriali:  İlk adım, şu andaki hakiki durumunun farkına varmaktır. Şu anda her ne oluyorsa, onu hissetmektir. Biz, kendimize has, eşsiz nehirleriz. İrademizi, Amerikan akımının tarzı olan ne olursa olsun ‘yaparsın’ şeklinde bir tezahüratla pompalamayız. İçinle gerçekten temasa geçtiğinde, kaybetmeyi de, kazanmayı da kabul edersin. Önemli olan kazanmak değildir.
Dicle: Hara merkezi nedir?
Emilio Mercuriali: Göbeğimizdir. Yani insan ruhunun gerçeklikle temas ettiği merkezdir, ‘arabayı’ kullandığı yerdir. Düşünerek araba kullanamazsınız. Spontane, doğrudan kullanırsın. Merkezinden yaşamak, doğal ve kendiliğinden yaşamaktır. Karnınızla daima temas ve farkındalık içinde kalınca, çaba göstermeden araba kullanırız. Doğal iradeyle yaşam, spontan hale gelir, özgüven içinde hissederiz. Her ne olup bitiyorsa, ne kadar zor olursa, olsun, onunla kendi içimizde dingin hissederiz. Duygularımızı yadırgamayız.
Ancak bu bir süreçtir. Aniden olmaz. Bu hal içine adım adım geliriz. Yolculuğumuzun, olumlu, olumsuz tüm deneyimleriyle gerçekten temas içinde kalabilmek ve iniş, çıkışlarda yılmamak için de hakiki irademize ihtiyaç duyarız. Aksi takdirde, spiritüel yolculuğumuz, ara sıra dile getirdiğimiz yüzeysel bir felsefe, inanç sistemi ya da bir kaçış haline gelir. “Bu gruba dahil olsam yeter, artık kurtuldum.” Gibi bir şey olamaz. An be an, yaşam yolculuğumuzla dürüstlük içinde kalma iradesi gerekmektedir. Yoksa, yolculuk bir yalana dönüşür.
İnsan kendini farkında olmadan sürekli olarak baltalıyor mu?
Emilio Mercuriali: Süperego,  sürekli olarak bizi hakiki yaşam deneyiminden alıkoymaya çalışıyor. Yani yorumsuz, saptırmasız, dolaysız olarak tüm duyularımızla, hem içsel, hem dışsal hislerimizle şimdiki anı deneyimlememizi engellemeye çalışıyor.
Neden?
Emilio Mercuriali: Çünkü yaşamın tehlikeli olduğuna inanıyor.
Sınırlı bir anlayışı olan ve riske girmek istemeyen aşırı koruyucu bir savunma sistemi gibi.
Farkındalığın da biraz zamana ihtiyacı olacak uyanmak ve uyanık kalmak için
Emilio Mercuriali:  Evet, aynen öyle. Biz henüz küçükken, savunmasızken hayatta kalmamızı sağladı, baş edemeyeceğimiz duygularımızı unutmamızı sağladı süperego. Şimdi yetişkiniz ve farkındalığımızı kullanarak bu zararlı bağları çözebiliriz. Artık bu kadar korunmaya ve hislerden kaçmaya ihtiyacımız yok, çünkü yaşamayı kaçırıyoruz. Süperego, bize kendimizi karın bölgemizde gergin ve rahatsız hissettiriyor. Deneyin ve karın bölgenizi hissedin, hemen şimdi. Nasıl? Gergin olduğunu, gevşek ve geniş hissetmediğini fark edeceksiniz. Göbeğimizin merkezi, aynı zamanda irademizin merkezidir. Orası gerginse, doğal irade de rahat akamaz, açığa çıkamaz.
Bunu fark edince ne yapalım?
Emilio Mercuriali: Sadece bunu an be an fark etme egzersizine devam etmek yeterlidir. Bir şeyi değiştirmeden, sadece sessizce tanık olmak bize yepyeni kapılar açacaktır zaten. Ama her gün, mümkün olduğunca sık aralıklarla farkındalık egzersizleri, karın bölgesi ‘durumu tespiti’ yapmak gerekir. Egonun da gelişip yönetimi ele geçirmek için uzun yılları vardı. Dolayısıyla farkındalığın da biraz zamana ihtiyacı olacak uyanmak ve uyanık kalmak için.
Karnımız rahatsa, merkezimiz bize nasıl bir mesaj vermiş olur?
Emilio Mercuriali: Merkezimiz  “Ben kendim olabilirim ve hayatımı yaşayabilirim. Gerekli kaynaklarım var.” der.
Ne güzel. Kaygıların ve depresyonların sonu gibi geliyor kulağa.
Emilio Mercuriali: Evet, depresyon, yetersizlik hissinden kaynaklanabiliyor. Oysa merkezinde rahat ve dingin bir insan kendine “Mükemmel olmak zorunda değilim.” der.
Ego ne der?
Emilio Mercuriali: Ego yalnızca başkalarından onay alırsa, kendine güvenebilir. Bu güven hakiki değildir, sahte bir güvendir. Sürekliliği de yoktur. Bunun yerine, kendi içimize çapa atarsak, hakiki güvenimizle temasa geçeriz: O süreklidir.
Egonun tamamen farklı bir koşullara bağlı bir güven elde etme sistemi vardır: Başkalarından gelen onaya ve başkalarıyla karşılaştırılarak haklı durumunda olmaya veya dış görünüşüne bağımlıdır.
“Ben ondan daha iyiyim, çünkü çok sıkı çalışıyorum.”
Dış görünüşle nasıl güven oluyor?
Emilio Mercuriali: Özgüvenini dişiliği veya erkeksiliğiyle çekici bir dış görünüşle elde edenler, sürekli olmayan, koşullara bağlı sahte bir güven hissederler. Bunlar hakiki özlerle ilgisi olmayan, fikirlerdir; içleri boştur.
Böyle insanlar şöyle der: “Ben ondan daha iyiyim çünkü çok sıkı çalışıyorum.” Ama bu yalnızca bir kanıdır, ‘hakiki benlik’ten veya hakiki iradeden gelmez. Koşulludur. Ayakta tutulmak için çaba gerektirir: Sanal gerçekliktir. Gerçek özgüvenin herhangi bir çabaya, giysiye, süse ihtiyacı yoktur.
Bazı günlerde sürekli kendimi başkalarıyla karşılaştırdığımı, yargıladığımı hissediyorum.
Emilio Mercuriali: Bunun ne kadar sık olduğunu samimiyetle fark edersen, bunun aslında sadece egonun kendini sonsuza dek tekrarlayışından başka bir şey olmadığını anlarsın ve kendini ego’yla o kadar da özdeşleştirmemeye başlarsın. Sen ego’dan ibaret değilsin. Merak etme, herkesin egosu tamamen aynı şeyi yapar, kendini suçlama, sadece tanı.
Ama benim ego’m pek “ondan daha iyiyim” demez, daha çok “ondan daha aptalım” der…
Emilio Mercuriali: Çünkü ego’nun iki temel tipi vardır:
1. Dövüşçü, zorlayıcı, iten, çaba sarf eden ego tipi.
2. Çekimser, kararsız, geride duran, kaçan, güvenli yolu seçen ego tipi. 
Ancak Egonun sunduğu gerçeklik algısına kanmak, insanı gerçeklikten koparıyor. Günlük meditasyonla bu kopma halinden uyanabiliriz.
Dönelim, ilk adımları atıp yürümemizi sağlayan hakiki irademize. Kendinize şu soruyu sorun: İradenizi kim yönetiyor? Siz mi, egonuz mu?
İradeyi ego yönettiğinde ne oluyor?
Emilio Mercuriali: Ego, irademizi ‘rehavet bölgesinde’ tutar, yani alışkanlıklardan, rutinlerden oluşan ve risk alınmayan bir bölgede tutar. Ego, neye ihtiyacı olduğunu bildiğini sanır. Sürpriz istemez. Ego, hakiki irade yerine, istediğini bize yaptırır. İş, her gün meditasyona oturmak gibi, gönlümüzde yatan gerçek tutkulara gelinceyse, ego bize izin vermeyi unutur. Bu nedenle, irade gücümüzü ondan yeniden geri kazanmalıyız. Hakiki irademizle yeniden temas kurabilmek için egomuzu bir şekilde kırmak gerekiyor. Bunun ne kadar zor olduğunu, her gün tekrarladığınız minicik herhangi bir alışkanlığınızı değiştirmeye çalıştığınızda görürsünüz.
Hakiki irade egonun esaretinden kurtulup özgür olana kadar başta çaba gerekiyor.
Daha önce ‘hakiki irade’ çaba gerektirmez demiştiniz…
Emilio Mercuriali: Hakiki irade egonun esaretinden kurtulup özgür olana kadar başta çaba gerekiyor. Özgürlüğe kavuştuktan sonra iradenin çabaya ihtiyacı yoktur.
Yeni beceriler edinmeyi, bilgiler öğrenmeyi reddetmeden herhalde değil mi?
Emilio Mercuriali: Tabii ki yeni beceri ve bilgiler için çaba ve emek harcayacağız. Ancak karar verirken, egonun yaptığı gibi artıları, eksileri listeleyip kararlar okyanusun ortasında kaybolmuş gibi hissetmez. Kararlar doğal olarak alınmış ve önüne gelmiş gibi hissederiz. Yani nevrotik hissetmeden, dingin bir keyif ve mutluluk içinde akışta hissedeceğiz.
Belki de “Yaşıyoruz” yerine “Akıştayım” diyeceğiz J
Kaynak: Yedigöller, Beyaz Öz İnziva Kampı, Emilio Mercuriali, daha ayrıntılı bilgi için:
 
 

Etiketler : ego nedir irade nedir

Yorumlar


İlgili Makaleler

4,4 / 5
En Çok Okunan Haberler