Günlük Hayattan Kadın Kesitleri: Bebek Arabalı Genç Anne

3346 kişi tarafından okundu
Günlük Hayattan Kadın Kesitleri: Bebek Arabalı Genç Anne Günlük Hayattan Kadın Kesitleri: Bebek Arabalı Genç Anne

Facebook da Paylaş    Twitter da Paylaş    Google Book da Paylaş    Linkedin de Paylaş    Google Plus da Paylaş

Ne kadar kalabalık bir caddede olduğunu bilse de umursamadan üzerinize gelen, çarpılmasından ya da otobüste, metroda ayakta kalmayacağından emin olan, özgüvenli bir kadın size doğru geliyorsa bilin ki o kadın bebek arabasında, 0-2 yaş arasındaki çocuğunu dışarı çıkartmış bir annedir. Tehlikeli bir kadın türü olduğunu düşünmekteyim. Çünkü çok iyi bir gizleme ustası olan bu tür toplum içerisinde; yakın zamanda anne olmuş, o minik meleği dünyaya getirmek için her türlü acıya katlanmış, bütün bu acılara rağmen onu sonsuza kadar koruyacak ve sevecek insan olarak görülürler. Her annenin yaptığı gibi o, çocuğunu büyütürken hiçbir fedakârlıktan kaçınmayacak gerekirse yemeyecek yedirecek, giymeyecek giydirecek, saçını süpürge edecek, o çocuğa iyi bir hayat yaşatmak için kendi önceliklerini düşünmeyecektir.
Toplumun gözünde böyle önemli bir görev yerine getirecek kadınların çeşitli ayrıcalıkları da oluyor haliyle. Her hangi bir yerde yazılı olmayan, konuşulmayan ancak yapılması zorunlu toplumsal kanunlar bunlar. Sürekli geçiş üstünlüğü, bebeğin kalabalık bir yerde ağlaması durumunda orta yaşlı birinin çocuğu kucağına alıp sakinleştirmeye çalışması ve o sırada çocukla ilgili tecrübelerini anlatması, asansörlerde ya da toplu taşıma araçlarında çocuğa analı babalı uzun ömür dilenmesi, her görenin en az bir kez maşallah demesi, sevenlerin ne kadar güzel olduğundan bahsetmesi bu kuralların başını çeker. Herkesin uymakla yükümlü olduğu bu kurallar toplumun düzenini sağlayan ve insanları bir arada tutan en önemli öğelerdir.
Gerçi sokağa çıkınca söyle bir etrafımıza baktığımızda “yenmemiş yedirilmiş, ne saçlar feda edilmiş” bir sürü insan bozması görebildiğimize göre bu annelerin pek de başarılı olduğunu söylemek mümkün değil. Erkeklerin ve aslında kadınların da kadınlara karşı tavrındaki ölçüsüzlük, annelerin yanlış bir fedakârlık içinde bulunduğuna işaret eden ancak sürekli görmezden gelinen bir detaydır.
Söz konusu çocukla zaman geçirmek, onun gelişimini takip etmek olunca özel okullara, özel hocalara, yabancı dil kurslarına, süper bilgisayarlara, oyun konsollarına herkesten çok güvenen taze annelerin çocuk yetiştirmedeki bu anlayışları da toplum içinde sürekli ayrıcalık sahibi olmalarına engel değil.
Ancak bu ayrıntı bazı insanlar tarafından fark edilince işin rengi birden kaçabiliyor. Bu kutsal ve sevgi dolu, saçı başı dağılmış, doğum kilolarını verememiş ama bu yüzden güzel-çirkin değerlendirmelerine tutulmayan insan ötesi canlı bir anda tırnaklarını çıkartıyor ve dişlerini göstermeye başlıyor. O çocuğu yetiştirmek gerçek isteği mi bilinmez ama bir çocuk, genç kız ya da kadın olarak hiçbir zaman hak ettiği saygıyı bulamamış bu kadın, çocuk doğurduğu gibi kimlik kazandığı için saygı gerekleri yerine getirilmediği zaman oldukça sinirli olabiliyor. Arabayla ya da omuzla çarpmaktan tutun da tersleme, bağırma gibi fedakâr anneliğin çeşitli tepkilerini çekinmeden gösterebiliyor. Eğer bir gün siz bebek arabası ile civarınızda dolaşan bir kadını fark etmediyseniz, çocuk arabasını nasıl bir insanın göremeyeceğinden tutun da doğumun getirdiği ortopedik sorunlara kadar uzun ve ciddi bir nutuk dinlemek zorunda kalabilirsiniz. Üstelik bunu asla tek başlarına gerçekleştirmezler, civarda toplumun devamını sağlayan bu genç annelere destek olacak pek çok emekli amca ve ev kadınlığında uzmanlığını yapmış süper babaanneler ve ananeler görebilirsiniz.
Eğer yolda yürürken, bebek arabası ile üzerinize hız kesmeden gelen bir kadın varsa her koşulda yol verin, bir asansörde bebek arabası olan bir kadınla karşılaşırsanız eğer kalabalıksa ses çıkartmadan gülümseyin, tekseniz mutlaka en azından bir maşallah deyin, eğer havanızdaysanız analı babalı olması temennisi ardından bebeğin adını sorun. Toplu taşıma araçlarında yakınlarınıza kadar gelirse kalkan olsa da ne olur ne olmaz diye yerinizden kalkın, o anne sağ salim oturana kadar da esas duruşta bekleyin. Tersi durumlarda hormonları hala düzelmemiş, düzelmiş hali de pek sağlıklı olmayan bu vahşi türün gazabına uğramak işten bile değil.
“Meslek seçimi tek bir günde ya da tercih döneminde karar verilebilecek bir şey değildir.”
Kimimiz sezgisel ya da bilinçli olarak kendi yeteneklerine ve ilgi alanına göre en doğru meslek tercihlerini yaparken kimimiz de maalesef kendiyle ilgili bazı farkındalıkları daha sonradan kazanıyor. Mutsuz giden bir kariyer ve maalesef memnun olmadıkları bir hayat. Fen Bilimleri Dershanesi Rehberlik Koordinatörü Cihan Yeşilyurt, meslek seçiminin aslında gelecek yaşama dair bir öngörü yaratabilmesini savunuyor. Kendisiyle sınavlara hazırlık, üniversite tercihleri ve bu sürecin detayları hakkında konuştuk.
Kimimiz sezgisel ya da bilinçli olarak kendi yeteneklerine ve ilgi alanına göre en doğru meslek tercihlerini yaparken kimimiz de maalesef kendiyle ilgili bazı farkındalıkları daha sonradan kazanıyor. Mutsuz giden bir kariyer ve maalesef memnun olmadıkları bir hayat. Fen Bilimleri Dershanesi Rehberlik Koordinatörü Cihan Yeşilyurt, meslek seçiminin aslında gelecek yaşama dair bir öngörü yaratabilmesini savunuyor. Kendisiyle sınavlara hazırlık, üniversite tercihleri ve bu sürecin detayları hakkında konuştuk.
Aktivist: Merkezi sınavlara hazırlık sürecinde öğrencilerinizin en çok karşılaştığı problemler nelerdir? Bu problemlerle ilgili ne tür rehberlik çalışmaları yapıyorsunuz?
Cihan Yeşilyurt Öğrencilerin en çok karşılaştıkları problemler; ders çalışmada isteksizlik (buna motivasyonun düşmesi de diyebiliriz), dikkat dağınıklığı, sınav kaygısı ve özgüven eksikliğidir diyebilirim. Öğrencilerimizle bireysel görüşmeler yaparak sorunu tespit ediyor ve onları sınava hazır hale gelmeleri için bireysel çalışma programları hazırlıyoruz. Ayrıca sınav kaygılarını azaltmak amacıyla Kaygı Grup Çalışmaları düzenliyor, üniversite gezileri ve çeşitli sosyal organizasyonlarla (örneğin yılbaşı eğlencesi, satranç turnuvası gibi) motivasyonlarını artırmaya çalışıyoruz. Özgüvenin artırılması, sınav kaygısı ve motivasyonla ilgili alanında uzman konuşmacıları öğrencilerimizle bir araya getiriyor ve konferanslar düzenliyoruz.
Meslek seçiminde adaylar daha çok iki şeye bakıyorlar. Birincisi bu meslekte para var mı? İkincisi toplumsal statüsü ne?
Aktivist: Meslek seçimi bir insanın hayatındaki en önemli seçimlerin başında geliyor. Sizce bu seçimi yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli kriterler nelerdir?
Cihan Yeşilyurt Üniversite adaylarının meslek seçimi konusunda kafalarının çok karışık olduğunu gözlemliyoruz. Bazı öğrenciler çevresinin ya da ailesinin etkisiyle belirli bölümlere yönelirken bazıları da meslek seçimini sınavdan sonraya bırakıyor. Üniversite sınavına hazırlanan öğrencilerin çoğunda ‘’puanım geldikten sonra tercih yaparım’’ anlayışı çok yaygın. Öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun yeterince araştırma yapmadan, tercih etmeyi düşündüğü yükseköğretim programının özelliklerini ve kendi kişiliğine uygunluğunu araştırmadan tercih yaptığını gözlemliyoruz. Meslek seçiminde adaylar daha çok iki şeye bakıyorlar. Birincisi bu meslekte para var mı? İkincisi toplumsal statüsü ne? Sadece bu iki maddeye göre hareket edip tercihte bulunanların hüsrana uğrama olasılıkları çok yüksek. Çünkü para ve statüden çok daha önemli şeyler vardır. O da insanın kendini tanıması, kendi ilgi, yetenek ve beklentilerine göre bir yol çizmesidir. Ayrıca para ve statü başarılı olmaya bağlıdır.
Aileler de çocuklarını kendi istek ve tutkuları doğrultusunda seçim yapmaya zorlamamalılar. Çocuklarının adına karar vermemeliler.
Hangi Üniversite Hangi Bölüm?
“Meslek seçimi tek bir günde ya da tercih döneminde karar verilebilecek bir şey değildir. Bir süreçtir. Üniversite adayları bu süreci şu şekilde değerlendirmeliler. - Üniversitelerin internet sitelerine girebilirler.
- Üniversitede okuyan öğrencilerle sohbet edip okumak istedikleri bölümle ve okulla ilgili bilgi alabilirler.
- Okumak istedikleri bölümde gösterilen dersleri ve staj olanaklarının var olup olmadığını araştırabilirler.
- O mesleği icra eden kişilerle konuşup onlara nasıl iş bulduklarını, tam olarak nasıl iş yaptıklarını, bu alanda hangi niteliklerin ön plana çıktığını anlattırabilirler.
Meslek Seçiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Meslek seçerken kendilerini tanımaya çalışıp kendi ilgi, yetenek ve beklentilerine göre bir yol çizmeliler. Sadece para ve toplumsal statüye göre meslek seçmemeliler.
Üniversite adaylarının kendilerini tanıması için şu soruları kendilerine sormalılar. Bu sorulara verecekleri her yanıt, kendileriyle ve seçecekleri meslekle ilgili ipucu verecektir.
- Ben nasıl biriyim?
- Yardımsever miyim?
- Parayla uğraşmak hoşuma gider mi?
- Düzenli bir yaşamı mı, yoksa riskli ancak heyecan içerikli bir hayatı mı seviyorum?
- Bilimsel araştırmalardan zevk alıyor muyum?
- Otuzlu yaşlarda kendimi nasıl bir iş yaşamı içinde hayal ediyorum?
Aktivist: Ülkemizde rehberlik hizmetlerinin yeterli olduğu söylenebilir mi?
Cihan Yeşilyurt: Ülkemizdeki Rehberlik hizmetleri 10-15 yıl öncesine göre daha iyi durumda diyebilirim. Ancak yetersiz olunan çok nokta da var. Örneğin; okullardaki Psikolojik Danışman sayısı çok az. Bazı okullarda 1 Psikolojik Danışmana 1000’in üzerinde öğrenci düşebiliyor. Ben şahsen mesleki yönlendirme konusunun çok eksik yapıldığını düşünüyorum. Öğrencilerin ilgi, yetenek ve değerlerini belirleyecek doğru dürüst envanter dahi geliştirilmiş değil. 2013-YGS Başvuru sayıları açıklandı. Açıklanan sayısal verilere göre 560 bin üniversite öğrencisi başvuru yapmış. Bu demek ki 560 bin kişi ya okuduğu üniversiteden ya da okuduğu bölümden yani mesleğinden hoşnut değil. Bu sayı bile bence mesleki yönlendirmenin önemini anlatıyor diyebilirim.
Aktivist: Gündelik koşuşturma ve okul hayatı içinde çocuklar ve gençler kendilerine çok vakit ayıramıyor. Bu noktada ailelere öneriniz nedir? Bu dengeyi kurarken çocuklarına nasıl yardımcı olabilirler?
Cihan Yeşilyurt Türkiye’deki aileler gerçekten çok ilgili ve bu ilgi çoğu zaman gençler üzerinde olumsuz etki yaratıyor. Her aile çocuğunun iyi bir okul kazanmasını ve geleceğini garantilemesini istiyor. Ailelerin gelecekle ilgili endişeleri çocukları üzerinde baskıya dönüşebiliyor. Bu baskının özellikle gençler üzerinde işe yaradığını daha görmedim. Anne babaların çocukları ile sınav ve dersler
dışında da sohbet edip birlikte vakit geçirmeleri gerektiğini düşünüyorum.
Benim önerim; ailelerin, sınavı hayatlarının merkezlerinden çıkarmaları ve çocuklarını sanata, spora ya da müziğe yönlendirmeleri. Sınava hazırlık sürecinde de hobisi olan çocuklarının bu hobiyi bırakmamalarını sağlamaları. Yaşamlarının odağında sadece sınav olmayan öğrencilerin çok daha başarılı olduklarını da ailelerin unutmaması gerekiyor.
Yaşamlarının odağında sadece sınav olmayan öğrencilerin çok daha başarılı olduklarını da ailelerin
Unutmaması gerekiyor.
Aktivist: “Başarı” kavramı son yıllarda çok sorgulanır oldu. Sizce bir bireyin aynı anda hem başarılı
hem de mutlu olması için hayata ve kendisine nasıl yaklaşması gerekir?
Cihan Yeşilyurt Kişinin kendi ilgilerine ve yeteneğine göre bir meslek seçmesi ve paranın peşinden koşmaması gerekiyor. Bir kişi sevdiği bir işi yapar ise zaten başarılı olur. Başarılı olan birisi de maddi ve manevi anlamda doyum sağlar ve mutlu olur.
Hibrit meslek nedir?
“Hibrit, kelime anlamıyla ‘melez’’ demektir. Hibrit meslek yerine ‘’karma meslekler’’ de denebiliyor. Hibrit mesleklere örnek; İşletmeci. İnsan Kaynakları alanında çalışmış. Tiyatroya ilgisi var. Drama Metodu ile eğitimler veriyor.
Gerçekte bir Psikolojik Danışman, bugün insan hikayeleri ve röportajlar üzerine tanınan bir gazeteci. Aynı zamanda profesyonel yöneticilere medya ile ilişkiler koçluğu yapıyor.
Hibrit mesleklerden benim anladığım şu; üniversiteden eğitim aldığınız bir bölümde edindiğiniz bilgileri o alana uzak olduğunudüşündüğünüz bir sektörde de kullanabilirsiniz. Örneğin; Sosyoloji okursunuz buradan edindiğiniz bilgileri medya sektöründedeğerlendirebilirsiniz. Psikoloji okursunuz reklamcılık sektöründe metin yazarlığı yapabilirsiniz.
Üniversite adayları eğitim aldıkları ana konunun bambaşka sektörlerde de anlamlı olabileceğini unutmamalılar. Unvanlara, görev adlarına kanmamalı, işlerin içeriğine bakmalılar.
Kafalarında spesifik bir alana takılmamalılar. Üniversite eğitimi boyunca çok çeşitli alanlardan dersler almalılar. 

Etiketler :

Yorumlar


İlgili Makaleler

4,4 / 5
En Çok Okunan Haberler