Emel Şahinkaya Resim Sergisi 17 Mart-11 Nisan

5392 kişi tarafından okundu
Emel Şahinkaya Resim Sergisi 17 Mart-11 Nisan Emel Şahinkaya Resim Sergisi 17 Mart-11 Nisan

Birbirinden seçkin sanatçıların eserlerini sanatseverlerle buluşturan Versus Art Project, 'Karşı Sanat Çalışmaları' ile beraber yeni bir sergiye imza atıyor. Galeriler Türkiye'nin en değerli kadın sanatçılarından Emel Şahinkaya'nın resimlerine 17 Mar

Facebook da Paylaş    Twitter da Paylaş    Google Book da Paylaş    Linkedin de Paylaş    Google Plus da Paylaş

İstanbul Beyoğlu’nda Gazeteci Erol Dernek Sokak’ta bulunanVersus Art Project, sanatçı Emel Şahinkaya resimleri ile Türkiye’nin önemli bir değerini sanatseverlerle buluşturuyor. 17 Mart – 11 Nisan tarihleri arasında sanat aşkıyla dolu bir hayatın tuvale en çarpıcı yansımaları Versus Art Project’de ve Karşı Sanat Çalışmaları’nda izlenecek.
1982 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun olan Emel Şahinkaya Türkiye resim tarihinin kıvrımlarında boyası olan ancak ön plana kendi tercihiyle çıkmamış bir bir kadın sanatçı. Hangi sokağına baksanız bir sanatkara rastladığınız Muğla ilinin Bodrum ilçesine bağlı Peksimet Köyü’nde yaşayan Emel Şahinkaya 57 yıllık hayatının neredeyse tamamını resme adamış bir sanatçı.
Resimlerinin konusu genellikle ‘bahçeler’ olan Emel Şahinkaya, bahçeleri, bir bekleyiş ve evrenin aşkın kapısının en huzurlu formu olarak tasvir ediyor. Ezeliyet ve ebediyet duygusunun tek bedende buluştuğu, kompozisyonun tamamında ise öncesizlik ve sonrasızlık hissiyle sadece o an’a ait olunan bir anlam sanatçının resimlerinde seziliyor. Emel Şahinkaya kullandığı renkler, ışık ve gölgeleri ile yüzeye adeta izleyeni kavrayan bir hacim kazandırırken tercih ettiği kara sevdayla ruhun el yazısını tuvale aktarıyor.
 
“Kimi huzurla bekler kimi tedirgindir, Cemal için bahçelerim dehşet içindeydi’’
 
İlhan Berk ve Ece Ayhan gibi edebiyat insanları ve sanatçı Cihat Burak’ın ‘kendinin farkında olmamak’ la suçladığı Emel Şahinkaya’nın resimleri için Cemal Süreyya’nın kullandığı “Dehşet Bahçeleri’’ ifadesi dikkat çekiyor. Şahinkaya’nın resimlerinde tedirgin bir beklenti halini sezen edebiyat insanlarının Emel Şahinkaya için kullandıkları Türkiye’nin en büyük kadın ressamı ifadesi merakı daha da arttırıyor.
 
Resimlerinde Caravaggio ve Gogen sevgisi hissedilen Şahinkaya 100 civarı büyük ve küçük yağlı boya tablosuyla Beyoğlu’ndaki Hanif Han’da yer alan Versus Art Project ve Karşı Sanat Çalışmaları’nda sanatseverlerle buluşacak.
 
Aktivist Dergisi olarak, Sanatçı Emel Şahinkaya ile resimleri ve Türkiye'de ressam olmak üzerine konuştuk.
 
 
Merhaba Emel Hanım:-) Öncelikle resim merakınız nasıl başladı? Ve bu alandaki kariyeriniz ne şekilde ilerledi? Sorularıyla biraz sizden bahsetmek isterim.
Bir zamanlar, ben çocukken… İDGS (İstanbul Devlet Güzel Sanatlar) Akademisi Resim Bölümü’nde eğitim gören halam bence dünyadaki en güzel kadındı. Öyleyse ressamlık da dünyadaki en güzel meslektir diye düşündüm. Biraz daha büyüdüğümde beni bir iki kez akademiye götürdü. Her bir tarafında resimler yapılan bir okul tahmin edin bir çocuk için ne kadar büyülüdür. İşte o gün bu gündür büyüler yapmayı sürdürüyorum.
 
Eserlerin ortaya çıkma sürecinden bahsedebilir misiniz?
Bazen belli belirsiz, tam bilemediğim itkilerle, ihtiyaçlarla bir süreç sonunda başlanıyor resim yapmaya. Bazen de her şey birdenbire oluyor. Ancak bitirdiğimde pek de birdenbire olmamış olduğunu anlıyorum. Mesela ‘Aaaa çığlıklar attım ben’ diyorum saatler sonra ortaya çıkana baktığımda.
 
Emel Hanım, açık yüreklilikle itiraf etmeliyim ki; ben sanatın sadece anlayana sanat olma halini biraz sıkıcı buluyorum. Hatta bu tutumun, özellikle de resim sanatını ülkemizde bir kısır döngüye soktuğunu düşünüyorum. Bu nedenle anlaşılmaz bir terminoloji ile konuşmaktansa, okurlarımızı gerçekten resimlerinizle hemhal olmaya davet etmek istiyorum… Çünkü ben, resimleri tıpkı bir manzara gibi düşünüyorum. Alıp evime götüremem ama ömür boyu gözlerimin içinde saklayabilirim. Ne dersiniz?
Ne mi derim? İyi yapıyorsunuz. Elbet herkes her ‘iş’ten kendine göre bir şey anlar, bir düzlemde paylaşabilir. Yalnızca seyredilebilir değil okunması da gereken işlerden.
 
Resmin aynı zamanda bir dekoratif unsur olarak da kabul edildiği günümüz modern yaşamında, çalışmalarınızda gizli bir hüzün, derin bir bekleyiş de var. Sizinle karşılaşanlara sanki bir mesaj vermek yerine, bir duygu yaratmak ister gibisiniz… Yanılıyor muyum?
Hiç ama hiçbir mesajım yok. Resmimin, bakanı hiç olmazsa bir an karşısında tutmasını isterim. Bir duygu uyandırayım diye de bir amacım yok; hüzün, bekleyiş, korku, acı... Ben yalnızca boyuyorum. Oraya ne geçer bilemem. Bahçeyi, figürü, parçalayan ışık geçer mi mesela?
 
Siz, resmettiği bahçelerle tanınan bir ressamsınız. Ama sanki bahçelerinizdeki kadınlar, başka bir bahçe… Neden böyle bir kompozisyon üzerine yoğunlaştınız?
Hepimiz bahçedeyiz. Aynı bahçede değiliz belki. Bahçe konusu hiç bitmiyor. Tükenmiyor. Bitsin de istemiyorum zaten. Sonsuz sahne de ‘İlkel Sahne’ de orası.
 
Resimlerinize baktığımda sanki çok ruhsal da bir yönünüz varmış gibime geldi. Özellikle bazı resimler sanki meditatif bir an, tuvale işlenmiş gibi bir duygu veriyor. Özel bir kurgunuz oluyor mu? Yani gördüğünüzü mü yoksa sezdiğinizi mi?
‘Gördüğüm’le ‘sezdiğim’ aynılaşmış. Meditatif bir an’ı resmetmiyorum. Resim yapma eylemim, o  süreç meditatif. Ama kontrolü hiç yitirmeden.
 
Hepimizin büyük sevgi duyduğu, edebiyatımızın en değerli insanlarıyla yakın dostluklar kurmuşsunuz. Ve her biri resimleriniz ile ilgili farklı bir yorum yapmışlar. Tanıtım bülteninizde “İlhan Berk ve Ece Ayhan gibi edebiyat insanları ve sanatçı Cihat Burak’ın ‘kendinin farkında olmamak’ la suçladığı Emel Şahinkaya…” şeklinde bir ifade vardı. Bu bir eleştiri mi, yoksa şaka mı anlayamadım?
Cihat Burak’ınki bir tespitti. Ece ve Cemal’inki bir ikaz. Farkında değilmiş gibi mi yapıyordum yoksa doğru mu söylüyorlardı, şimdi bilmiyorum. Çok değer verdiğim kişiler resmimi övdükçe farkına vardım bir yerde ve hayret ettim.
 
Cemal Süreyya da, “Dehşet Bahçeleri” ifadesini kullanmış resimleriniz için. Evet sanki biraz insanı tedirgin eden de bir tarafı var ancak benim de hep merak ettiğim bir şeydir; sanatı sanat yapan şey gerçekten bazı çevrelerin onayı, kabulü müdür?
Tam olarak değil. Fakat bir gün şöyle bir şey olmuştu; İlhan yazılarımı bastırmamı çok istiyor, çok ısrar ediyordu. Ben de “Ne var işte yazıyorum, sen ve okuyan birkaç kişi de beğeniyor, daha ne olsun’’ dedim. Emelcim dedi bana “Bir yapıt izleyicisiyle, okuyucusuyla buluştuğunda var olur.’’ Bunu düşününce anladım yapıtın ontolojisini. Onay almak bu ‘varoluşu’ ikiye katlıyor olabilir.
 
Versus Art Project ve Karşı Sanat Çalışmaları’nda serginiz olacak. Ve bu sergilerde 100’e yakın eseriniz sergilenecek. Sergiye katılamayanlar ya da sizin eserlerinizi merak edenler için, takip edebilecekleri özel bir web sitesi, ortam var mıdır?
Versus Art Project’in resmi internet sitesinden takip edebilirler ancak ben resmin ekrandan değil canlı görülmesini dilerim.
 
“Türkiye’de kadın sanatçı olmak’’ bunun zor yanları var mı? Sizce sanat da erkek egemenliğinde mi?
Kadına güvenmeleri çok zor oluyor. Bir gün Haldun Dostoğlu “Evli ve çocuklu bir kadının iyi sanatçı olabileceğine çok zor inanırım’’ demişti. Şaşkınlık içinde kalmıştım. Sonra onu da anladım. Ama evli, çocuklu bir erkeğin de iyi sanatçı olması zor. Herkes inatçı olmayabiliyor. Ben inadı çok severim. Fakat erkek egemenliği de kolay nefes aldırmıyor. Kadın iki üç misli çabalamak zorunda her alanda, her konuda. Maddi, manevi sağ kalırsa.

Yorumlar


İlgili Makaleler

4,4 / 5
En Çok Okunan Haberler
  • ‘Türkiye’nin Çarşıları’ sergisi açıldı
    ‘Türkiye’nin Çarşıları’ sergisi açıldı

    Sanalpazar.com’un ‘Türkiye’nin Çarşıları’ temasıyla düzenlediği fotoğraf yarışmasında dereceye giren ve sergilenmeye hak kazanan fotoğraflar 15 Mart-4 Nisan tarihleri arasında İFSAK sergi salonunda görülebilecek. Geleneksel ticarete yönelik bir belle

    Devamı ...
  • Roxy Ocak Ayında da Dopdolu
    Roxy Ocak Ayında da Dopdolu

    Müzik, eğlence ve sahne sanatları alanında İstanbul'un en sevilen mekanlarından biri olan Roxy'nin Ocak ayı ajandası yine dopdolu.

    Devamı ...