Çeşm-i Dil ile Her Şeye Yeniden Bakmak

1011 kişi tarafından okundu





Çeşm-i Dil ile Her Şeye Yeniden Bakmak Çeşm-i Dil ile Her Şeye Yeniden Bakmak

Müzisyen kimliğiyle tanıdığımız sanatçı Ali Otyam, bu anları sanatında bir araya getirerek, geniş bir zamana yaymayı ve görenlerin de aynı farkındalığı yaşamalarını sağlıyor.

Facebook da Paylaş    Twitter da Paylaş    Google Book da Paylaş    Linkedin de Paylaş    Google Plus da Paylaş


Hayatın içinde hepimizin kısacık bir an dahi olsa, olanı olduğu haliyle gördüğümüz bir an vardır. Anlamı, nedeni, özü hissettiğimiz. Bu anlarda görmek ile sezmek arasında ayırt edilemez bir birleşme yaşarız. Müzisyen kimliğiyle tanıdığımız sanatçı Ali Otyam, bu anları sanatında bir araya getirerek, geniş bir zamana yaymayı ve görenlerin de aynı farkındalığı yaşamalarını sağlıyor.
Dünyada benzeri daha önce yapılmamış bir çalışma olan Çeşm-i Dil, sanatçının doğada yaptığı yürüyüşler sırasında topladığı ağaç parçaları, dallar, sazlar, otlar vs. gibi küçük parçaları, bir fikir etrafında birleştirerek ortaya çıkardığı kompozisyonlardan oluşuyor. “Gönül Gözü” anlamına gelen Çeşm-i Dil, nesnenin dünya üzerindeki vazifesini tamamladıktan sonra dahi anlamını koruduğu fikrini anımsatıyor. Sıradanın içindeki metafor,  metaforun içindeki anlam Ali Otyam’ın tabiat şartları ile şekil almış tamamı doğal malzemeleri bir araya getirerek yarattığı figürlere kimi zaman yazı, kimi zaman tematik öğeler eklemesiyle yeniden can buluyor.
Biz Ali Otyam’ı müzisyen kimliğiyle tanıdık. Peki, müzikten, Çeşm-i Dil’e doğru yönelişinizden bahseder misiniz?
Ali Otyam: Film müziği yapmak; her ne kadar güzel ve keyifli olsa da, üretim aşaması çok zahmetli ve beyin eforu gerektiren bir iş. Günlerce uykusuz ve zamana karşı çılgın bir yarış. Hal böyle olunca belirli aralıklarla enerji depolamak gerekiyor. Benim de enerji kaynağım sahiller ve doğa. Yoğun çalışma temposunun ardından gittiğim sahillerde kıyılara vurmuş tahta parçaları ilgimi çekmeye başladı. Muhteşem şekilleri vardı ve onları eve getirip kurutup saklamak bir hobi haline geldi. Asıl uyanışım bir arkadaşımla sahil gezisi sırasında gerçekleşti. Ben yine, kıyıdaki tahtaları topluyordum ki; arkadaşım ‘’Ne o akşam mangal mı yakacaksın’’ diye sordu. O an güldüm geçtim ama eve geldiğimde bu laf çok ağırıma gitti. Sonuçta ben bunların güzelliklerine hayran kalıp toplarken, karşımdaki insan bu güzellikleri mangallık olarak görmüştü. Onlar benim için birer doğa harikası ve en önemlisi en büyük sanatçının, (yaradanın) ürettiği şeylerdi. Bu güzellikleri herkesin görebileceği ve anlayabileceği, birer atık veya çöp olmadıkların  anlatacak bir yol düşünmeye başladım.Ve o yolun adına  Çeşm-i Dil yani;  Gönül Gözü dedim. Tüm çalışmalarımı, tüm konsantrasyonumu bu yola yönlendirdim. İki yıllık yoğun çalışmalarımın sanatseverler tarafından beğeni ile takip edilmesi, aslında o arkadaşıma içten içe teşekkürümü de, beraberinde getirmedi değil. Şaka bir yana, yürekten teşekkürlerim; bu güne kadar atılan her adımda profesyonelce yanımda olan özverili ekip arkadaşlarıma. Çeşm-i Dil sanatının bu kısacık sürede bu kadar dillenmesinde yönetmeninden, kameramanına, fotoğrafçısından, yazarına, bilgisayarcısından, tekniğine, basın danışmanından, halkla ilişkilerine çok büyük bir emek var.
Çeşm-i Dil bazı uzmanlar tarafından “görsel tasavvuf” olarak tanımlanıyor. Bildiğimiz kadarıyla dünyada benzeri olmayan bir sanat icra ediyorsunuz. Siz Çeşm-i Dil’i nasıl tanımlıyorsunuz?
Ali Otyam: Çeşm-i Dil sadece bir araya gelmiş tahta parçacıkları değil, çok geniş tabana oturan bir sanat dalı. Sanatsal yapısının dışında ise ruha hitap eden derin bir yanı da var. Yani sahilde, ormanda dolaşırken ve materyalleri ararken, ruhen dinleniyorsunuz, bulduğunuz parçaları bir araya getirmek için çalışmaya başladığınızda ise adeta dünyadan kopuyorsunuz. O anda yaptığınız işten başka hiçbir şey düşünmüyorsunuz. Çeşm-i Dil, sanatsal açıdan birden fazla dalı kapsıyor. Kompozisyona göre; güzel yazı, resim, heykel, edebiyat hepsi bir arada. Çıkan her çalışmanın bir öğretisi var. Bu anlattıklarımı toparlarsam Çeşm-i Dil yaratana sevgi, yaratılana saygıyı anlatan, herkesin günün birinde uğraşmasını hayal ettiğim yeni bir sanat dalı.
Yaptığınız sanat, tüm sanat dalları arasında tam olarak nerede duruyor?
Ali Otyam: Çok açık konuşmam gerekirse ‘’şuradadır’’ diyemiyorum. Zira demin söylediğim gibi birçok sanat dalını bünyesinde barındırıyor. İsterseniz durduğu yeri de sanatseverler konumlandırsın.
Eserlerinizde bilinçli bir kurgu ile bir fikri somutlaştırmak üzere mi çalışıyorsunuz yoksa parçalar mı sizi bir fikre götürüyor? Keşif süreciniz nasıl ilerliyor?
Ali Otyam: Her zaman her yerde söylediğim şey ‘’ben sadece aracıyım’’. İnsanların tablo olarak gördükleri şeyler aslında en büyük sanatçının eserleri. Çoğu zaman, ben şunu yapacağım diye yola çıkamıyorum. Mesela öyle güzel bir kanat çıkıyor ki başlıyorum o kanada kafa, gövde ve bacak aramaya… bunları buldum, bitti mi işim? Hayır. Bu çıkan  kuş, güvercinse başka, tavus kuşuysa başka bir hikayesi var kağıda dökülen. Bunların hepsi bittikten sonra kompozisyon tamamlanmış oluyor.
Ailenizin,  iş arkadaşlarınızın Çeşm-i Dil’e ilk tepkileri ne oldu?
Ali Otyam: Aslına bakarsanız bazı insanlar dünyaya şanslı gelir. Ben de sanatsal olarak dünyaya şanslı gelenlerdenim. Neredeyse tüm ailemin sanatçı olmasından dolayı çocukluğumdan beri hep destek gördüm. Heyecanlı, heveskâr bir çocuk misali, Çeşm-i Dil hayatıma girdiğinden beri müziği biraz ihmal ettim. O yüzden zaman zaman ailemden eleştiri alıyor olsam da, şu anda yapmış olduğum işten çok mutluyum. Hem bahsettiğim gibi Çeşm-i Dil sayesinde yaklaşık 15 kişilik bir ailem daha oldu ve kısa sürede bu işin buralara kadar gelmesini Çeşm-i Dil ailesinin desteğine borçluyum.
3.serginizi Maltepe Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde açtınız. İlerleyen dönemde Türkiye’nin diğer illerinde ve yurtdışında da sergi açmayı düşünüyor musunuz?
Ali Otyam: Birçok sanatçının hedefleri içerisinde daha fazla kitlelere ulaşmak isteği yatar. Reklam spotu gibi olmazsa ‘‘hayat paylaşınca güzel’’. Bu sonuçtan yola çıkarsak Çeşm-i Dil’in daha fazla dillenebilmesi için tüm Türkiye’de ve hatta yurtdışında sergi açmak isterim. Zaten şimdiden Cumhuriyet tarihinin en büyük sanat projesi dediğim ve 81 ili kapsayan yaklaşık 3 yıl sürecek bir proje üzerinde çalışmalarımız devam ediyor.
Eserlerinize olan ilgiyi nasıl buluyorsunuz? Kimler hangi duygularla onları evlerine taşıyor?
Ali Otyam: Çalışmalarımda sağlamaya çalıştığım görsel etkinin yanı sıra, oluşturulan ana fikirlerin kişiler üzerindeki etkisinden, ayrıca etkileniyorum. Yapılan yorumlar ve tercih sebepleri elbette kişilere göre farklılık gösteriyor. Ancak;  statü, konum, kültür, din, dil, ırk ne olursa olsun herkes payına düşeni alıyor, kendinden bir parçayı muhakkak buluyor.
 

Etiketler : ali otyam sanat aktivist dergi çeşm-i dil

Yorumlar


Facebook da Paylaş    Twitter da Paylaş    Google Book da Paylaş    Linkedin de Paylaş    Google Plus da Paylaş

İlgili Makaleler

4,4 / 5
En Çok Okunan Haberler