Anne Ayşe'nin Neden Pipisi Yok?

1713 kişi tarafından okundu
Anne Ayşe'nin Neden Pipisi Yok? Anne Ayşe'nin Neden Pipisi Yok?

Picasso "12 yaşında Rafael gibi çizebiliyordum ama bir çocuk gibi çizebilmek için bir ömür harcadım" der.Öyle sanıyoruz ki, onların kafaları başka çalışıyor. İç dünyaları, zihinsel süzgeçleri ve ruhsal kütüphaneleri bizimkiler çok farklı. Üstelik, iş

Facebook da Paylaş    Twitter da Paylaş    Google Book da Paylaş    Linkedin de Paylaş    Google Plus da Paylaş

Picasso “12 yaşında Rafael gibi çizebiliyordum ama bir çocuk gibi çizebilmek için bir ömür harcadım" der. İlk bakışta çok kolay, yalın, düz varlıklarmış gibi gelen çocuklarımız, aslında onlarla sohbet etmeye başladığımızda, bizlere ne diyeceğimizi bilemediğimiz sorular sorabiliyor, söylediğimiz şeylerle hiç düşünmediğimiz çıkarımlar yapabiliyor ve asla tam olarak tatmin olmuyorlar. Öyle sanıyoruz ki, onların kafaları başka çalışıyor. İç dünyaları, zihinsel süzgeçleri ve ruhsal kütüphaneleri bizimkiler çok farklı. Üstelik, işin en ilginç tarafı bizler de bir zamanlar öyleydik.
Bu nedenle Picasso’nun sözü, bize çok derinlikli bir güzelliği, adına meslek sırrı dediğimiz bir ömürlük çabayı anlatır. Biz de çocuklar neyi nasıl anlar, nasıl yorumlar ya da biz hangi sorularına nasıl cevap vermeliyiz… Bir bilene soralım dedik.
İstanbul’un en yeni hastanelerinden Liv Hospital’da görev yapan Çocuk ve Ergen Klinik Psikoloğu Zeren Kadıoğlu, sorularımızı cevapladı.
Çocukların Ölüm Karşısındaki Tepkileri/ Çocuklarda Dini-Soyut Kavramların Gelişimi
Aktivist: Çocuklar iç dünyalarında ölümü nasıl algılıyor, nereye koyuyorlar sizce?
Zeren Kadıoğlu: Çocuklar için ölümün kalıcı ve değiştirilemez bir olgu olarak kavranabilmesi ancak 7 yaşlarında gerçekleşmektedir. Bu yaşa kadar olan çocuklar, ölen kişinin geri geleceğini düşünebilirler. Ölen kişiye karşı özlem duyabilirler ancak bir taraftan onun tekrar canlanabileceğini de düşünebilirler. Okul dönemi çocukları ölümün bir son olduğunu anlarlar. Bazen ölen kişinin ebeveyn gibi çok yakın bir kişi olması durumunda suçluluk hissedebilirler. Anne-baba gibi çok yakın kişilerin ölmesinden endişe edebilirler.
Aktivist: Çocuk, ölüm nedir diye sorduğunda ona bunu nasıl anlatmalıyız?
Zeren Kadıoğlu: Her ailenin kendi kültürel değer ve inançları ve çocuğun yaş ve gelişimsel düzeyi doğrultusunda şekillenen kendine özgü, ölüm haberini iletme yöntemleri vardır. Kötü habere çocuğunuzu alıştırmak için başlangıç yapabilirsiniz, örneğin “Çok üzücü bir olay oldu, …. öldü.” Okul öncesi çağ çocuğunuz için “Öldü” kelimesinin anlamını açıklamanız gerekir. “Öldü”, “artık yaşamıyor” şeklinde tanımlanabilir.  Ölen kişinin artık nefes almayacağını, yürüyemeyeceğini, konuşamayacağı söylenebilir.
“Gitti”, “uykuya yattı” gibi belirsiz ve karmaşık ifadeler küçük çocukların sevdiklerinin bir gün uyanacaklarını düşünmelerine ya da uykudan endişe etmelerine neden olabilir. 
Aktivist: Çocuklar yas tutar mı? Onlara ne şekilde yardımcı olabiliriz?
Zeren Kadıoğlu: Çocuklar da yas yaşarlar ancak yaşadıkları yasın özellikleri yetişkinlerinkinden farklıdır. Örneğin ölüm haberini duyduktan sonra hiçbir şey olmamış gibi oyun oynayabilirler. Hastalık ve kaza gibi olaylardan daha çok korkmaya başlarlar. Anne-babalarının başına kötü bir şey gelmesinden endişe duyarlar.  Ölen kişi yakın biri ise  “Benimle kim ilgilenecek ?” gibi endişeler duyarlar. Yorgun ve sıkkın olduklarını ifade edebilirler ve bazen uyku bozuklukları görülebilir. Ölen kişiyi özleyip, sık sık düşünebilirler. Oyunlarında bu temayı işleyebilirler. Dikkatlerini yoğunlaştırmada zorluk ya da aşırı hareketlilik gözlemlenebilir. Akademik alanda zorluklar gözükebilir. Bazı çocuklar ise öfkeli, saldırgan ve yıkıcı davranışlar sergileyebilirler.
Aktivist:Ebeveynler travmayı aşmak için cennetten bahsetmeyi, daha sonra kavuşulacağını söylemeyi tercih ediyorlar. Bu doğru bir yaklaşım mı?
Zeren Kadıoğlu:Özellikle okul öncesi dönemde olan çocuklar henüz cennet, cehennem, ölüm ve sonrası gibi soyut kavramları anlayacak düzeyde olmadığı için bu tarz cümleler onun kafasını karıştırabilir. Örneğin cennetin çok güzel bir yer olduğunu anlayan çocuk, o zaman ben de ölüp cennete gitmek istiyorum, diye düşünebilir. Ya da cehennemden bahsedildiğinde aşırı bir korkuya, endişeye kapılabilir.  Benzer biçimde bazı ebeveynlerin 'Allah baba şöyledir, Allah dede böyle yapar' şeklindeki sözleri de çocuklarda zihin karışıklığına yol açabilir çünkü çocuklar yedi yaşından önce somut olmayan kavramları anlamakta zorlanır. Özellikle din ile ilgili konularda Allah, melekler, ölüm, cennet, cehennem, peygamberler gibi konuları idrak edemezler.
Aktivist: Hepimizin bildiği gibi şimdiki çocuklar çok farklı. Kızım bana Allah’ı sorduğunda daha 2,5 yaşındaydı. Ve Allah’ı insanlaştırdığını fark ettim. Tabii, dini inançlarımız gereği kolaylıkla geçiştiremediğimiz de bir konu. Ne söylemeliyiz Allah hakkında?
Zeren Kadıoğlu: Okul öncesi dönemde 'Allah nerede, neden göremiyoruz?' gibi sorular soran çocuklar zihinlerinde bu inancı somutlaştırmaya çalışmaktadırlar. Çocuklara uzun açıklamalar yapmak yerine zorlandıkları ve çocuğun zihninin karıştığını hissettikleri noktalarda samimi olarak 'bilemiyorum' denmesi daha doğrudur. Çocukların soruları çok ayrıntılara girmeden, mümkün olduğunca çocuğu korkutmadan, örnekler verilerek cevaplandırılmalıdır. Eğer çocuğun yaşı çok küçükse ve anlayamayacağı konuda soru sorduysa, “Biraz daha büyünce daha iyi anlayabilirsin” diyebilirsiniz. Çocuğun bu gibi soyut  kavramları anlayabilmesi için duygusal ve bilişsel olarak hazır olması beklenmelidir. Özellikle kaygı düzeyi yüksek olan çocuklara bu konuda daha dikkatli açıklamalar yapmak gerekir. Çünkü kaygılı çocuklarda bazı soyut açıklamalar çocuğun psikolojik bir takım sıkıntılar yaşamasına neden olabilir.
Çocuklara Cinsellik Nasıl Anlatılmalı?
Aktivist: Cinsellik ile ilgili sorular da ebeveynlerin en çok zorlandığı konular arasında. Kadın ve erkek cinsel organlarındaki farklılıkları gördüklerinde sorular da başlıyor. Yetişkinlerin bu konudaki tavrı nasıl olmalı?
Zeren Kadıoğlu: Genelde çocukların cinsellikle ilgili merakı 3-4 yaşlarındayken başlar. Öncelikle çocuğunuza bu konuyu sade bir dille anlatmanız uygundur. Onlara karşı dürüst olun ve anlaşılmaz bir nokta bırakmayın. Anlatımınızda bilimsel kaynaklardan veya bu konuda yazılmış çocuklar için başvuru kitaplarından yararlanabilirsiniz. Bir kerede tüm bilgileri anlatmaya çalışırsanız çocuğunuzun kafasını iyice karıştırabilirsiniz. Sorularına verdiğiniz cevaplarda onun yaşını temel almak önemlidir. Sorduğu bir soruyu doğru cevaplamakta tereddüt ettiğinizde bu konuyu araştırmak için çocuğunuzdan biraz izin isteyebilirsiniz. Doğru kaynaklardan yararlanarak veya bir terapiste danışarak bilgilerinizi doğrulayın.
Aktivist: Kendi cinsel kimliklerini ve cinsel organlarını keşfetme süreçleri nasıl gelişiyor? Ebeveynler bu dönemde nasıl bir tutum izlemeli?
Zeren Kadıoğlu: Çocuğunuzun cinselliği akranlarından öğrenmesi sorunlar yaşamasına neden olabilir çünkü aldığı bilginin ne kadar doğru olduğunu bilemeyiz. Bu nedenle onunla konuşurken, bazı konuların özel olduğunu ve herkesle konuşulmaması gerektiğini söylemeliyiz. Sizinle bu konudaki iletişiminin açık olması için “Sorun varsa bizimle rahatça paylaşabilirsin” demeniz etkili olur.
Aktivist: Aynı konu çerçevesinde, “mahrem” kavramını idrak etmesini nasıl sağlayabiliriz?
Zeren Kadıoğlu: Çocukların mahrem kavramını öğrenebilmeleri için odaların özel olduğunu ona anlatın. Sizin odanıza girerken oranın tıpkı kendisininki gibi özel olduğunu ve izin alması gerektiğini vurgulayın. Eğer odanıza izinsiz girmeye devam ediyorsa bu durumun hoşunuza gitmediğini ona söz ve davranışlarınızla hissettirin. Benzer biçimde 3-4 yaşından sonra onunla çıplak banyoya girmeniz doğru bir davranış olmaz. Bu yaşlardan itibaren eğer banyo yapmasına yardım etmeniz gerekiyorsa çıplak olmamanız daha doğru olacaktır. Banyonun mahremiyet alanı olduğunu ona hissettirin ve siz de onun mahremiyetine saygı duyun. Yine, çocuğunuza bedenimizde bize özel alanlar olduğunu ve bunu başkasına göstermenin yanlış bir davranış olduğunu söyleyin.
Aktivist: “Ben nasıl doğdum” sorusunun cevabı nasıl olmalı?
Zeren Kadıoğlu: Çocuğun nasıl dünyaya geldiği ile ilgili sorular karşısında ebeveynler ya çocuğa kızarlar ya da duymazdan gelirler ve geçiştirmeye çalışırlar.  “Seni leylekler getirdi” gibi gerçek olmayan hikâyeler uydururlar.  Çocuklara  yaşlarına uygun olarak anlayabilecekleri şekilde gerçekleri anlatmak gereklidir. Cevaplar, baştan savma bir kaç sözle değil, çocuğun anlayabileceği açık ve net anlatımlar olmalıdır. Böylece çocuk cinselliği normal ve doğal bir olay olarak algılar. “Anne- baba birbirini sevdiği için birlikte yatar ve daha sonra çocuk olur”, “Birbirini seven iki insan sevgilerini sarılarak ve öpüşerek gösterir” gibi cümlelerle cinselliği, sevgiyi ifade etmenin bir şekli olarak anlatmak doğru olur. Ebeveyn, kız ve erkeğin bedenlerinin birbirinden farklı olduğunu anlatabilir.
“Ben nasıl oldum” sorularına; “Annedeki yumurta babanın küçük tohumu ile bir araya gelir ve anne karnına yerleşir” cümlesi ile cevap vermek uygundur. Bu anlatımla birlikte, hamile bir kadının bebeği vücudunda nerede taşıdığını ve zaman içinde bebeğin nasıl büyüdüğünü gösteren resimler kullanılabilir.
Aktivist: Çocuklar ile ilgili en zorlayıcı durumlardan biri de, çocukta var olan “kısasa kısas” bilinci. “O bana vurdu, ben de ona vurdum”. Sanki zihinleri bir çeşit adalet mekanizması kurulmuş gibi. Ebeveynler de hem çocuk kendini ezdirmesin hem de karşılık vermeden bunu başarsın istiyor. Çocuklar arasında adalet nasıl sağlanır?
Zeren Kadıoğlu: Fiziksel şiddet göstermenin yanlış ve kabul edilemez bir davranış şekli olduğu her zaman çocuğa anlatılmalıdır. Hoşuna gitmeyen ya da haklı olduğunu düşündüğü durumlar olduğunda önemli olan çocuğa bu durumla başa çıkabilecek beceriler kazandırmaktır. Bu bağlamdaki sosyal becerilerin gelişmesi için anne-babanın model olması ve kendi davranışları da önem taşımaktadır. Unutmamak gerekir ki çocuğun yaşıtlarıyla olan ilişkilerine ayna tutan kendi ailesi içerisindeki ilişkilerdir. Dolayısıyla kendi akran ilişkilerinde de çocuğu iyi gözlemlemek ve gereken yerlerde çocuğun kendisinin düşünmesini sağlayıp “Sen de arkadaşına vurmak yerine ne yapabilirdin?”, “Sence nasıl davranmak daha doğru olurdu” gibi düşüncelerle doğru davranışın yerleşmesini sağlayabilirler.
Aktivist: Fakirlik, hastalık, engelliler vs… Çocuklara hayatın gerçeklerini anlatırken ne kadar gerçekçi olmalıyız?  
Zeren Kadıoğlu: Çocuklar bu konularla ilgili soru sorduğunda dürüst olmakta bir sakınca yoktur. Önemli olan nokta çocuğun anlayabileceği tarzda açıklamalar yapmak ve yaşının üzerinde anlayamayacağı ya da belirsizlik yaratabilecek detaylara girmemektir. Bir diğer önemli nokta da olumsuz durumlardan bahsederken (örn. hastalık) onu kaygılandırmayacak şekilde, tarafsız olarak anlatmaktır.
Aktivist: Artık televizyon evlerimizin içinde, özellikle haber bültenlerinin çocuklarda negatif duygu durumları yarattığını düşünüyorum. Ebeveynlere bu konuda neler önerirsiniz?
Zeren Kadıoğlu: Çocuklara, özellikle de okul öncesi dönemdeyseler, ancak ebeveynlerinin varlığında televizyon seyrettirmek uygundur. İlkokul çağı çocuklarına bile haber programlarını yalnız başlarına seyrettirmek çocukta kaygı yaratabilir. Bazı olayları yanlış değerlendirmesine neden olabilir. Ebeveyn çocuğun yanında bulunduğunda gereken yerlerde müdahale yaparak onun anlayabileceği düzeyde seyrettikleriyle ilgili bilgi verebilir ya da yaşını aştığını düşündüğü konular televizyonda işlendiğinde çocuğun izlemesine engel olabilir. Ancak elbette en doğrusu her çocuğun televizyonu belirli sınırlar içerisinde, ebeveyn gözetiminde ve yaşına uygun programları seyretmesidir.

Yorumlar


İlgili Makaleler

4,4 / 5
En Çok Okunan Haberler