Angelina Jolie’nin ameliyatı Türkiye’de

3323 kişi tarafından okundu
Angelina Jolie’nin ameliyatı Türkiye’de Angelina Jolie’nin ameliyatı Türkiye’de

Angelina Jolie’nin ameliyatı Türkiye’de

Facebook da Paylaş    Twitter da Paylaş    Google Book da Paylaş    Linkedin de Paylaş    Google Plus da Paylaş

Angelina Jolie’nin genetik olarak meme kanserine yatkın olduğu gerekçesiyle göğüslerini aldırması, kendi annesi de bu hastalıktan ölen karımı çok etkiledi. Ciddi ciddi gen testi yaptırmaktan ve hatta gerekirse Jolie gibi göğsünü aldırmaktan söz ediyor. Ben böyle şeylerin kader meselesi olduğuna inanırım. Ve işin doğrusu, göğsünü aldırmasına kesinlikle karşıyım. Ama bu konuda cok hassas olduğu için düşüncelerimi 12 yıllık eşime açmaya çekiniyorum. Etik açıdan eşimin kararına karışma hakkım var mı? (T.U.)
“Onun bedeni, onun kararı” ama sizin de 12 yıllık hayat arkadaşınız! Bu kadar kritik bir kararı elbette birlikte almalı, cekincelerinizi, endişelerinizi elbette dile getirmelisiniz.
Goğsun riskten korunma amacıyla alınmasında gercekten de etik problemler var. Cunku BRCA1 ve BRCA2 genlerini (meme kanseri genleri) taşıyor olmak, hasta olmak anlamına gelmiyor. Olsa olsa, hasta olma ihtimalinin bulunduğu anlamına geliyor. Kısacası ortada hastalık yok, hasta olma ihtimali var. İşte etik soru: Hasta olmayan kişiler ameliyat edilmeli mi?
Angelina Jolie’nin yaşadığı ABD’de bu sorunun yanıtı evet. Cunku ABD kulturunde birey kutsal kabul ediliyor. Buna karşılık, bazı ulkelerde “profilaktik mastektomi” (Goğsun risk nedeniyle alınmasının tıbbi adı), Amerika’daki kadar kolay yapılamıyor. Tahmin edileceği gibi bireyin Amerika’da olduğu kadar guclu olmadığı ulkeler bunlar. Mesela Rusya… Kısacası, goğsun riskten kacınmak icin alınmasıyla ilgili kaygılarınızda yalnız değilsiniz.
Ustelik endişelerinize haklılık kazandıran cok onemli bir nokta daha var… Goğus, cinsellikle yakından ilişkili bir organ. Alınması cinsel yaşantınızı olumsuz yonde etkileyebilir. Bunu ben soylemiyorum (Ne haddime…) araştırmalar soyluyor. Turkiye’de yapılan bir araştırmada mastektomili kadınların “beden algısı, benlik saygısı ve eş uyumu”, sağlıklı kadınlarınkinden istatistiksel olarak anlamlışekilde daha duşuk bulunmuş. Beden algısı elbette cinsel hayatla ilişkili bir olgu… Bakın, aynı araştırmanın sonuc kısmında ne yazıyor: “Mastektominin, (Yani goğsun alınmasının B.S.) beden algısı, benlik saygısı ve çift uyumunu olumsuz yönde etkilediği belirlenmiştir.” (Bununla birlikte, tersi yonde sonuc veren bilimsel araştırmalar da mevcut. Soz konusu araştırmalarla ilgili bilgileri, aşağıda linkini verdiğim “Meme Sağlığı” dergisinde yer alan makaleden oğrenebilirsiniz.)
Butun bunları, eşinizle kararını tartışmanın en doğal hakkınız olduğunu belirtmek icin yazıyorum... Fakat dikkat: Son tahlilde gercekten de “onun bedeni, onun kararı.” Eğer itirazlarınız bu konudaki kararını değiştirmeye yetmiyorsa butun tıbbi sureclerde onun yanında olup desteklemekten başka yapacağınız bir şey yok.
(NOTLAR… Meme Sağlığı dergisinde yayınlanan “Meme Kanserli Kadınlarda Mastektominin Beden Algısı, Benlik Saygısı ve Eş Uyumu Üzerine Etkisinin İncelenmesi” başlıklı makaleyi şu adreste okuyabilirsiniz: http://www.memesagligi.dergisi.org/text.php3?id=137İngilizce bilen okurlar, onleyici mastektominin etik boyutuyla ilgili  olarak, Francois Eisinger’in British Medical Bulletin’de yayınlanan “Prophylactic mastectomy: ethical issues” başlıklı yazısına bakabilir: http://bmb.oxfordjournals.org/content/81-82/1/7.full)
Vicdanı sızlayan bir mağaza yöneticisi!
Calıştığım mağazada sattığımız bir küçük ev aletleri markası, hem hesaplı hem kaliteli oluşuyla rakiplerine fark atıyor. O nedenle müşterilere bizzat tavsiye ediyorum. Yakınlarda açılan yeni bir mağaza, bu markanın ürünlerini epey indirimli fiyatlardan satmaya başladı. Buna rağmen iyi bilinen bir mağaza olduğumuz için müşteriler bizden alışveriş etmeye devam ediyor. Ucuz ama kaliteli bir marka sorduklarında, elbette rakip mağazadan söz etmeden, aynı markayı önermeye devam ediyorum. Ama doğrusu zaman zaman vicdanım sızlıyor. Bilhassa, ucbeş kuruşun hesabını yapan muşterilerle karşılaştığımda… Ne dersiniz, abartıyor muyum? (H.)
İşimiz, bazen hic istemediğimiz şeyleri yapmaya zorlar hepimizi. (Bazen mi?) Ben de mesela calıştığım gazetede daha az magazin haberi gormek, hatta mumkunse Justin Bieber’in maymunu ya da Paris Hilton’ın son sevgilisiyle ilgili haberleri hic gormemek istiyorum. Ama korkarım okurlar felsefeci Zizek’in son konferansını değil, Paris Hilton’un son sevgilisini merak ediyorlar... Paris Hilton’la ilgili haberler yerine felsefe haberleri koyarsak gazetenin tirajı duşer. Ve sonunda ben işsiz kalırım. Belki şovalyece bir davranış olur ama işsiz kalmamı ilkokul oğrencisi kızıma acıklayabileceğimden emin değilim. (Ustelik o da gazetede felsefe değil Justin Bieber haberi gormek istiyor)
Tamam biraz abarttım, ama iş hayatı korkarım biraz boyle… Elbette, insanlık ailesinin bir uyesi olduğumuzu, “kardeşlerimize” iyi davranmamız gerektiğini bir an bile aklımızdan cıkarmamalıyız. (Ki, başkalarından iyi davranış beklemeye yuzumuz olsun.) Ama sizin anlattığınız durumda muşterilerinizin iyiliği icin calışmaya kalktığınızda (yani rakip mağazaya gonderdiğinizde) korkarım işinizden olma ihtimali var. (Peygamber yurekli bir patronunuz varsa durum değişir elbette.)
Ne diyelim… Kapitalizmin gozu kor olsun.
Otobüs durağında kim, nereye kadar ‘kaynak’ yapmalı?
Her gün otobüse bindiğim durakta akşamları uzun kuyruklar oluşuyor. İşyerim durağa yakın olduğu için zamanında gidip, kuyruğun onlerinde yer tutuyorum. Kuyruk uzarken bazı yaşlı ve kadınlar ondekilerin yanına gelip bekliyor; otobüs gelince de bizimle birlikte binmeye çalışıyorlar. Kısacası kaynak yapıyorlar! Yaşlıları anlayışla karşılıyorum ama pek de o kadar yaşlı olmayanlara ve kadınlara kızıyorum. Yine de sorun çıkaran taraf olmamak için ses çıkarmıyorum. Ama bu sefer de kuyrukta yer alan diğer yolcular, kaynak yapanları engellemediğim için bana kızıyorlar. Arada kaldım, ne olur bir çare! (I.E.)
Yaşlıları diğerlerinden ayırıp onlara en onde yer verme cabanıza saygı duyuyorum ama kimin gercekten yaşlı, kimin“az” yaşlı olduğunu nasıl anlıyorsunuz Allah aşkına? Ya “az yaşlı” sandıklarınız, yaşlılığı geciktiren kremlere bir servet harcayan “gercek” yaşlılarsa? Sezen Aksu’nun oğudunu tutun ve kimseyi kategorize etmeyin bence…
Kadınlar konusu daha karışık… Ben, toplumsal hayatta kadınlara karşı pozitif ayrımcılıktan yanayım... Her şeyden once toplu taşıma araclarında taciz hala yaygın bir sorun. Ama bir de madalyonun obur yuzu var: Kadınlara pozitif ayrımcılıkta ileriye gitmek, zımnen erkeklere gore daha zayıf olduklarını kabul etmek anlamına gelebilir. Bu da başka bir ayrımcılık olur.
Oyleyse carenizi yazıyorum: Yaşlıların (“az yaşlılar” dahil olmak uzere!) kaynak yapmasına izin verin, kadınlara isekarışmayın, bildiklerini yapsınlar. İtirazları goze alıp kaynak yapmayı denediklerine gore buna gercekten ihtiyacları olmalı. En azından biz iyi niyetli davranıp oyle olduğunu duşunelim… 

Etiketler :

Yorumlar


İlgili Makaleler

4,4 / 5
En Çok Okunan Haberler