Alkali Diyet Nedir? Doğruları ve Yanlışları Nelerdir? İngiliz Karbonatı Efsane mi? Mucize mi?

547 kişi tarafından okundu
Alkali Diyet Nedir? Doğruları ve Yanlışları Nelerdir? İngiliz Karbonatı Efsane mi? Mucize mi? Alkali Diyet Nedir? Doğruları ve Yanlışları Nelerdir? İngiliz Karbonatı Efsane mi? Mucize mi?

Bütün bu soruları ve daha fazlasını ?Alkali Diyet? ve ?Tokuz ama Açız? adlı kitapların yazarı Dr. Ayşegül Çoruhlu?ya sorduk.

Facebook da Paylaş    Twitter da Paylaş    Google Book da Paylaş    Linkedin de Paylaş    Google Plus da Paylaş

Bütün bu soruları ve daha fazlasını “Alkali Diyet” ve “Tokuz ama Açız” adlı kitapların yazarı Dr. Ayşegül Çoruhlu’ya sorduk. Anti-oksidan testler, gıda duyarlılığı testi, kişiye özel hormon ve genetik testleri gibi ileri anti-aging yaklaşımlarını ilk uygulayan hekimlerden biri olan, vitamin ve mineral desteği kullanımı konusunda uzun süre eczacı ve doktorlara seminerler veren Dr. Ayşegül Çoruhlu, doğru bildiğimiz yanlışları ve  sağlıklı beslenmenin püf noktalarını anlattı.
 
Midenizi değil; hücrelerinizi doyurun!
 
Aktivist: Öncelikle tekrar merhaba J Bize ilk önce bahsi geçen asit nedir, alkali deyince ne anlamalıyız… Bu iki kavramı tanımlayabilir misiniz?
Dr. Ayşegül Çoruhlu: Asit ve alkali veya asit ve baz, basit lise kimya bilgisinden aşina olduğumuz iki tabirdir. Asit ve alkali birbirlerinin zıddıdır. Bunun vücutla alakası şudur ki; vücuttaki hücrelerin içindeki, dışındaki tüm sıvılar alkalidir. Ancak vücuttan atılan idrar, ter, dışkı gibi sıvılar asittir. Yani vücut alkali ortamda çalışır, artık olarak da asit üretir. Beslenmede asit artık miktarını arttıracak, vücudun kendini temizleme işini yoracak asitlendiren besinler yerine, vücudu alkali yapan besinlerle beslenmek sağlığın temel esasıdır.
 
“Bir şeyin yenebiliyor olması, onun gerçekten de bir gıda olduğunu göstermez.”
 
Aktivist: Geçmişten bugüne özellikle Türkiye coğrafyasının beslenme alışkanlığını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dr. Ayşegül Çoruhlu: Geçmişten günümüze dediğimizde, bunu sadece Türkiye için değil tüm dünya için aynı yorumla değerlendirebiliriz. Günümüzün sözde modern yaşamı, hazır ürünleri raflara doldurmuş, doğal ürünleri yok etmiş durumda. Herhangi bir marketin küçücük sebze meyve reyonunu saymazsak her şey poşete girmiş, işlenmiş, albenili paketlere konmuş durumda. Bu zaten tüm dünyadaki kanserden obeziteye sağlık sorunlarının temelinde yatan problem. Ancak probleme karşı farkındalığımız az ve deve kuşları gibi gerçek bir sağlık sorunumuz olmadıkça konuyu ciddiye almıyoruz. Sağlık sorununa rağmen bile beslenmeyi ciddiye almamak yaygın. Çünkü tıp dünyası beslenme ve hastalıklar arasındaki bağlantıyı, henüz zoom yapıp inceliyor. Türkiye sağlıklı beslenmek için bir cennet iken, malum dünyaca ünlü Akdeniz diyeti bizim ülkemizi de içine alan bir zonda uygulanan bir beslenme şekli iken, şimdi böyle beslenmekten vazgeçtik. Hazır yiyeceklerin kolaylığına, arttırılmış sahte lezzetlerine kandık. Bu yüzden çok şanslı bir ülkedeyken, biz şansımızı zorluyoruz.
 
Aktivist: Anadolu’da hala 100 yaşında tarla çapalayan insanlar var. Büyük şehirlerde ise gençler bile iki adım yürüyünce yoruluyor. Bize neler oluyor?
Dr. Ayşegül Çoruhlu: Az önce bahsettiğim modern hayatın iz düşümünü işte bu yeni nesil çocuklarda görebiliriz. Onlar çok şanssızlar. Bizim 40’lı yaş grubu olarak yaşadığımız hastalıklarla onlar yirmili yaşlarda mücadele etmeye başladılar. Sebep; içinde gerçek gıda olan besinler yemiyor olmaları. Bir şeyin yenebiliyor olması, onun gerçekten de bir gıda olduğunu göstermez. Biyolojimize uygun beslenmedikçe tek tek hücre performanslarımız düşüyor.
 
Aktivist: Türk mutfağında sebzeler önemli yer tutuyor. Klasik bir Türk ailesinde, sofrada mutlaka bir sebze yemeği bulunuyor. Sizce sebze yemeklerini nasıl pişirmeliyiz? Yemek pişirme metotlarımız doğru mu? Örneğin biz Türkler “diri” kalmış sebzelerden hiç hoşlanmıyoruz.
Dr. Ayşegül Çoruhlu: Pişirmenin zararlarına geçmeden önce, neden çiğ sebzelerin yararlı olduğuna bakalım: Sebzelerin yararları, vitamin, mineral, bitkisel protein ve anti oksidan içermeleri sebebiyledir. İşte bu faydalar pişirmeyle azalır. Öncelikle, her türlü sebze yararlıdır. Anti oksidan özellikleri bakımından sebzelerin renkleri koyulaştıkça serbest radikal temizleme kapasiteleri artar. Zaten vücuttaki hücresel düzeyde sağlık bu serbest radikal denen zararlılarla, antioksidan denen yararlıların dengesine bağlıdır. Aynı şekilde asitlenme dediğimiz olay, serbest radikal artışıdır. Alkali olarak bunları yok etmek ise antioksidanları arttırmak demektir. Görülüyor ki sebzeler de ne kadar çok antioksidan varsa o kadar alkali yaparlar. Pişirmek antioksidanları yarıdan fazla yok eder.
 
Aktivist: Asit oranı yüksek bir metabolizma ne şekilde alarm vermeye başlıyor?
Dr. Ayşegül Çoruhlu: Biz trilyonlarca hücreden oluşan çok kompleks yapılı organizmalarız. Tüm bu sistemin iyi çalışması için iyi enerji kaynakları kullanmak gerekir. Yakıt doğru değilse motor da iyi çalışmaz. O halde alkali beslenerek hücrelere en iyi yakıtı verdiysek o hücrelerin de sağlıklı kalmasını ve işlerini doğru yapmasını sağlamış oluruz. Damarlardaki hücreler sağlamsa, damarlar sağlam, beyindeki hücreler sağlamsa beyin sağlam, ciltteki hücreler sağlamsa cilt iyi demektir. Bu liste her organ için uzatılabilir.
Alkali beslenmede ilk fark edilen bağırsak sağlığının düzelmesi, hazımsızlık gaz şikâyetlerinin azalmasıdır. Kabızlık geçer. Reflü azalır.  Bel bölgesi incelir. Cilt parlar. Sırt ağrıları geçer. Dinç uyanılır. Bu liste çok uzundur J
 
Aktivist: Alkali beslenmede çiğ sebze meyve tüketimini öneriyorsunuz. Hangi sebzeler çiğ tüketilebilir, hangileri tüketilemez?
Dr. Ayşegül Çoruhlu: Tüm sebzeler, suları çıkarılarak veya blenderda doğranarak çiğ yenebilirler.
 
Aktivist: Son zamanlarda, özel su karışımlarıyla da sık sık karşılaşıyoruz. Suyun içine meyve ve baharat gibi pek çok şeyin karıştırılıp içilmesinin faydalarından bahsediliyor. Bu teknik doğru mudur?
Dr. Ayşegül Çoruhlu: Su içmek önemlidir. Suyu daha ideal halde içmenin yolu onun yaptığı temizlik kapasitesini arttırmaktır. İçine limon veya elma sirkesi eklenmiş suyun temizlik kapasitesi normal sudan fazladır.
 
Aktivist: Kahvaltımızı nasıl alkali hale getirebiliriz?
Dr. Ayşegül Çoruhlu: Alkali beslenmede neyin iyi besin neyin kötü olduğu bellidir. Elbette bol miktarda söğüş sebze yenmeli, yağlı tohumlar, yağlı kuruyemişler sofrada bulunmalıdır. Organik yumurta, lor peyniri, keçi veya koyun peyniri uygundur. Ekmek olarak karabuğday ekmeği en sağlıklı olandır. Ve elbette yeşil çay.
 
Aktivist: Alkali beslenme diye baktığımızda, suyun PH değerini arttıran bir sıvıya rastlıyoruz. Nedir bu sıvı? Sağlıklı mıdır? Bu sıvı kullanmak isteyenler nelere dikkat etmeliler?
Dr. Ayşegül Çoruhlu: Suyun alkali olması için eklenen pH damlaları vardır. Ancak elbette bunlar ticaridir. Zararlı değiller ama hayat boyu kullanımları ekonomik değil. O halde su şişelerinin üzerlerine bakıp pH değeri 7 nin üstü olan suyu içebiliriz. Bu da alkali sudur. Eczaneden alınacak karbonat ile 1 litreye 4’te 1 çay kaşığı ekleyerek alkali su hazırlamak da çok ekonomik ve pratiktir.
 
Aktivist: Peki karbonatın faydaları bir efsane mi? Eğer değilse, nasıl kullanılmalı?
Dr. Ayşegül Çoruhlu: Efsane olması abartılıdır elbette. İnsanlar kolaya kaçıyorlar. Canlarının istediklerini yiyip karbonatlı suyla zayıflayacaklarını sanıyorlar. O yüzden söylediğim miktardan fazla kullanımı yararsızdır.
 
Aktivist: Alkali Diyete nereden başlamalı? Belirli bir ölçüm yapılıyor mu?
Dr. Ayşegül Çoruhlu: Bir kere alkali olmak bir yaşam biçimidir. Hemen bugün 7 den 70’e başlanması gerekir. Sonuçta bitkisel ağırlıklı beslenmenin sağlıklı olduğu konusunda daha kaç yazı, kaç hekim demeci gerekir ki. Bunu artık biliyoruz. Hazır gıdalara veda etmeye bugün başlamalıyız. Bunun için bir şikâyetimizin olması gerekmez.
 
Aktivist: Bu tür popüler uygulamalar genellikle sürdürülebilir olmuyor, Alkali Diyeti bu açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dr. Ayşegül Çoruhlu: Alkali beslenme popüler uygulama gibi gözükse de bu şu anın algısıdır. Alkali olmak vücudun en küçük birimi hücrenin en ideal halini sağladığına göre, alkali beslenme, beslenme bilgisinin geldiği son noktadır. Bunun üzerine eklemeler olabilir. Ama asla sebze ağırlıklı beslenme sağlıksızdır noktasına varılamaz. Alkali beslenme sürdürülebilirdir. Zaten başımıza gelen hastalıklar, hazır gıdaya olan talepten ve tembelliğimizden geliyor. Hasta olmak sürdürülebilir olmadığına göre alkali beslenmekle sağlıklı yaşam sürdürülebilir olur.
 
Alkali Beslenmede Bazı Püf Noktaları
·         Karbonatlı sudan gün boyu en az 1,5 lt içmelisiniz
·         Yatmadan önce 1 bardak karbonatlı su içilmeli
·         Akşam yemeğinden 2 saat sonra 1 bardak suya 1 yemek kaşığı limon veya doğal elma sirkesi katılıp içilmeli.
·         Yemekle beraber, şekersiz bitki çayı dışında hiçbir şey içilmemeli
·         Yeterince çiğ sebze tüketilemeyen durumlarda, çiğ sebze suyu sıkılıp içilmeli
·         Akşam yemeği en geç 7’de yenmeli
·         Sabah açken, bir büyük bardak elma sirkeli su içilmeli
·         Sebzeler mümkün ölçüde çiğ ya da az pişmiş tüketilmeli; hiçbir şekilde kızartılmış gıdalar tercih edilmemeli
·         Öğünlerinizin %20’si asit yapan yiyeceklerden, %80’i alkali yapan yiyeceklerden oluşmalı
·         Alkali Diyet, çocuk, yetişkin, yaşlı herkes için uygun bir beslenme türüdür
 
Vücuduzun asit oranını, kendiniz de gözlemleyebilirsiniz.
İdrarınızın rengi ve kokusu, vücudunuzdaki asit oranı ile ilgili ipucu verecektir. Açık sarı ve kokusuzsa alkali, orta sarı ve az kokuluysa az asitli, çok koyu ve ağır kokuluysa aşırı asitli demektir.
 
Alkali Su Nasıl Hazırlanır?
-         1 litre suya 1 çay kaşığının ¼ oranında karbonat ekleyerek
-         1 Bardak suyun içine, bir çorba kaşığı limon suyu ya da doğal elma sirkesi ekleyerek
Kendi Alkali Suyunuzu hazırlayabilirsiniz
 
 
 

Etiketler : diyet sağlıklı yaşam

Yorumlar


İlgili Makaleler

4,4 / 5
En Çok Okunan Haberler