Background Image
Table of Contents Table of Contents
Previous Page  16 / 108 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 16 / 108 Next Page
Page Background

Kuzey Fransa’da sihirli bir ormanın kıyı-

sında, denize yakın, küçük yemyeşil bir

köyde oturuyor. Her gün kedileriyle, ta-

vuklarıyla, bitkileriyle, evinin çevresindeki

muhteşem yaban hayatla ilgili yeni keşif-

ler, deneyimler yaşıyor ve bunları sosyal

medya aracılığıyla bizlerle paylaşıyor.

Çünkü o bir bitki perisi, bir modern za-

man cadısı, bir nevi şifacı, bir doğa aşığı,

bir yenidünya düzeni habercisi ve payla-

şımcısı, bu hayatta tanıyabileceğiniz en

renkli ve coşku dolu insanlardan biri. Kuv-

vetle muhtemel ki günün birinde kopacak

kıyamet sonrası, doğayla barışık yeni bir

düzen kuracak nesilde onun torunlarının

torunları da olacak. Ne mutlu bana, çok

eski dostum, hayatın karşıma çıkardığı

güzel hediyelerden biri. Bundan bir za-

man önce yıllardır içinde duyduğu sese

kulak verdi ve İstanbul’daki yoğun tem-

poyu bırakıp oğlunu ve eşini alarak top-

rakla sarmaş dolaş bir hayat yaşamak için

ikinci bir başlangıç yaptı. Sorduk anlattı.

Hayatın armağanı bir köy

Beste ben biliyorum da, okuyucu-

larımız için kendini, şu içindeki aşkı

bir anlatsana bize, her gün sosyal

medyada cıvıl cıvıl bir şeyler payla-

şıp insanlara heyecan, mutluluk ve

yaşama sevinci veriyorsun, kimsin

sen, neler yapıyorsun?

Hande’ciğim bana kendini anlat dedikle-

rinde tutulur kalırım hep, çok zor buluyo-

rum bu soruyu cevaplamayı. Kimim ben?

Biz kimiz? Bu dünyada niye varız? Başka

gezegenlerde hayat var mı? Evrende yal-

nız değiliz orası kesin, hayvanlar, bitkiler

var : ) Atalarımız onlar ve bağımız halen

devam ediyor.

Sorunun cevabına gelince, somut olarak

ben, İ.Ü Hukuk Fakültesi mezunu olan,

on yıl avukatlık yaptıktan sonra başka

şarkılar söylemek üzere Fransa’da bir

köye taşınmış, ekolojik bostanı, bahçesi,

tavukları ve kedileriyle sadece kendi olarak hayallerini gerçekleştiren ve oğlunu doğa-

da büyüten biriyim. Botanik, bitkilerin dönüşümü, böcekler, ekoloji, sürdürülebilirlik,

kendi kendine yeten hayat, perma kültür, bio dinami, dönüşüm, paylaşım ve topluluk

büyüleriyle harmanlanıyorum.

Nasıl başladı her şey, bitkilere, tabiata ve yaşama olan aşkın yani?

Kendimi bildim bileli bu böyle. Doğada kendimi buluyorum, onunla bütünleşiyo-

rum ve çok iyi hissediyorum. Kimi ruhların doğa anayla göbek bağı kopmamış olu-

yor ben de onlardan biriyim. Bir yaprağı elime aldığımda veya bir ağaca sarıldığım-

da, hangimiz yaprak hangimiz ben, kim ağaç kim Beste birbirine karışıyor. Ben

ilkokuldayken sınıftaki çocuklar yaz tatillerini köylerinde geçirirdi. Bizim niye köyü-

müz yok diye ağladığımı hatırlıyorum. Hayat bana bir köy armağan etti işte sonun-

da, şimdi yaşadığımız köyü “Le Prieuama”yı, gerçi biraz uzakta Normandiya’da. :)

Yine aynı zamanlar, hatta ilkokul öncesi, babamın babaannesinde Çerkeş’te kalmıştık.

Üç ay süresinde orada yaşadım. İlk defa orada manda görmüştüm. Bütün gün nehir-

deydiler, biz de yakınında yüzerdik. Balık yakalardık babamla, ilk defa bir su kaynağını

ve kurbağaları orada gördüm işte. Büyülü gibiydi ışığı, o buharlaşan suyu, kurbağa şarkı-

larını ve mandaların sessizliğini hala o kadar canlı hatırlıyorum ki. Hiç unutamadığım bu

anlar, benim çocuğuma verebileceğim en büyük hediyenin doğada büyümesi olduğuna

birer işaretti.

Beste’nin naneleri

“Bestenin Naneleri” ve “Doğa Keşif”ten bahsedelim mi biraz?

Beste’nin Naneleri Fransa’ya ilk taşındığımda arkadaşlarımla, ailemle iletişim için kurdu-

ğum bir blogtu. Zamanla iki ülke arasındaki önyargıları değiştirip köprü kurmak amacıyla

daha çok yazmaya başladım, iki kültürün en önemli ortak noktası yemeye içmeye, büyük

sofralara ve o sofralardaki sohbetlere olan düşkünlüğüdür. Yemek tarifleri, farklılıklar,

doğa, bahçem üzerine yazılar yazdım. Oğlumun büyümesine tanıktır bloğum. Yavaş

yemek ( slow food) yavaş yaşam ( slow life) derken yavaş çocukluk ( slow child ) ilgimi

çeker oldu. Bu şekilde deneyimler yaşadıkça, hayatımı sadeleştirdikçe ve yavaşlattıkça

kendime ve sevdiklerime ayırdığım vakit arttı. Bunları bloğumda herkesle paylaştım.

Doğa Keşif ise, hem yabancı dillerde binlerce kitapta var olan doğayla ilgili bilgilerin Türk-

çeleştirilmesi ve böylece kaynak sıkıntısına çözüm olmak, hem de sağımızda solumuzda

nerdeyse her gün yolumuza çıkan bitkileri, böcekleri tanıtarak doğaya farkındalığı art-

tırmak amacıyla kuruldu. Kendi bahçem ve çevremdeki keşiflerim ana konularım oldu.

Tüm bunların dışında da bloglarım çok özel dostlar edindiğim unutulmaz birer deneyim

aynı zamanda.

Katıldığın atölyeler var.

Bana katkısı olacağına inandığım her atölyeye gidiyorum, sanırım ben bu öğrenme açlığı

ile ömür boyu öğrenciyim! Şiddetsiz iletişim semineri, ön perma kültür kursu, güllerin

tarihi, Michael Onfray Açık Üniversite Felsefe Dersleri, Anadolu Aydınlanma Vakfı Salı

Felsefe Toplantıları, botanik ve mantar kursları, çeşitli yemek ve boya work shopları

katıldığım atölyeler. Şu an Lille Üniversitesinde “Etnobotanik “okuyorum. “Çember

dinlemeye doyamayacağınız

Beste Peköz Bonnard

röportaj

Röportaj: Hande Akkaya Ceyhun

bir beste;

16

Temmuz - Ağustos / 2015